🕺 Misaki Milli Ve Lozan Antlaşması Karşılaştırılması
AYDINLIK / ANKARA. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Lozan Barış Antlaşması'nın 99. yılını kutladı. Kılıçdaroğlu açıklamasında, "Büyük bir diplomasi zaferine imza atarak bağımsız Türkiye'nin yolunu açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, İsmet İnönü'yü ve tüm milli mücadele kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, Lozan
hyM0d. Kasım 1922'de İsmet Paşa'nın başkanlığındaki Türk heyeti Lozan'a giderken 12 Ada 1911'den beri tam 11 yıldır İtalya'nın; Ege Adaları 1913'ten beri tam 9 yıldır Yunanistan'ın; Kıbrıs Adası ise 1878'den beri tam 44 yıldır İngiltere'nin elindeydiAKP'li Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta bir konuşmasında şöyle dedi “Misak-ı Milli sınırlarına sahip çıkılmamasıyla, adalar meselesinde ürkek davranılmasının ülkemize çok büyük maliyeti olmuştur. Güneyimizdeki zengin enerji kaynaklarının da dışında bırakıldık. Aynı şekilde Ege ve Akdeniz'de yüzleştiğimiz kronik sorunların temelinde bu dönemde yapılan yanlış hamleler bulunuyor. Zamanın şartlarına sığınarak hataları örtmeye çalışmak kolaycılıktır. CHP'nin ana karamızdan bir taş atımı mesafedeki adaların nasıl elimizden alındığını milletimize izah etmesi gerekiyor.” Erdoğan bu sözleriyle, Misak-ı Milli, adalar, Musul konularında -isim vermeden- bir kere daha Cumhuriyeti kuranları; Atatürk'ü, İnönü'yü eleştirdi. Peki, ama Erdoğan bu eleştirilerinde haklı mı?MİSAK-I MİLLİ GERÇEĞİMisak-ı Milli Ulusal Ant, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarına dayanır. İlk Misak-ı Milli taslağını 19 Ocak 1920'de Ankara'da bizzat Atatürk kaleme aldı. İsmet Paşa bu taslak metin üzerinde çalıştı. Bu metin, 22 Ocak 1920'de İstanbul'daki Mebusan Meclisi'nde okundu. Bir komisyon, bu taslak üzerinde bazı düzeltmeler yaptı. Mebusan Meclisi, 28 Ocak 1920 tarihli özel ve gizli oturumda Erzurum Milletvekili Celalettin Arif ve 121 milletvekilinin imzaladığı bu metni “Misak-ı Milli” adıyla kabul etti. Böylece önce bir grup programı olarak düşünülen “Misak-ı Milli”, sonradan bir meclis kararı halini aldı. Atatürk'ün Bütün Eserleri –ATABE-, maddelik ve toplam sayfalık Misak-ı Milli'ye göre Müslüman Araplar kendi geleceklerine kendileri karar verecekti. Kars, Ardahan, Batum ve Batı Trakya için halk oylaması yapılacaktı. İstanbul'un ve Marmara Denizi'nin güvenliği sağlanmak kaydıyla Boğazların dünya ticaretine açılmasına, bizimle birlikte öteki tüm devletlerin oy birliğiyle karar verilecekti. Azınlık hakları, komşu ülkelerdeki Müslümanların da aynı haklardan yararlanması koşuluyla güvence altına alınacaktı. Kapitülasyonların kaldırılmasına karşılık Osmanlı borçları halka ve orduya moral vermek için hazırlanmış Misak-ı Milli gibi Misak-ı Milli'de sınırlar kesin olarak çizilmemişti. Atatürk, Lozan Antlaşması'nın Misak-ı Milli'ye aykırı olduğunu söyleyenlere mecliste şöyle demişti “Efendiler, toprak konusu ve sınır konusu, Misak-ı Milli'nin bilindiği gibi birinci maddesinde yer almaktadır. Ancak Misak-ı Milli şu çizgi, bu çizgi diye hiçbir zaman sınır çizmemiştir. O sınırı çizen şey, milletin menfaati ve yüksek kurulumuzun yerinde ve doğru kararıdır. Yoksa haritası mevcut bir sınır yoktur.” TBMM ZC. s. 173,174Misak-ı Milli'de Ege Adalarından ve 12 Adadan söz edilmemişti. Çünkü Misak-ı Milli, 30 Ekim 1918'de elimizde olan toprakları içeren bir metindi. Bu adalar ise çok daha önce kaybedilmişti. Bu bağlamda, 30 Ekim 1918'de elimizde olan Musul, Misak-ı Milli'ye dâhildi. Misak-ı Milli'de Batı Trakya'da halk oylaması istenmişti. Ancak Atatürk, 16-17 Ocak 1923'te, İzmit Basın Toplantısı'nda, Batı Trakya konusundaki maddeyi Misak-ı Milliye kendisinin koymadığını, o koşullarda böyle bir beklentinin mantıklı ve Türkiye'nin çıkarına uygun olmadığını belirtmişti. ATABE, s. 267.Misak-ı Milli, 1920 yılı başında ülke işgal altındayken; saray/sultan İngiliz emperyalizmine teslim olmuşken, Atatürk ve dava arkadaşlarının hazırladıkları bir “milli hedef” belgesidir. Misak-ı Milli idealdir. Milli Mücadele'nin gelişimi Misk-ı Milli'yi şekillendirmiştir. Örneğin Temmuz 1921'de düşman ordularının Ankara'ya 50 km. yaklaştıkları bir ortamda Misak-ı Milli hedefi Musul'u, Batı Trakya'yı, adaları kurtarmak değil, Ankara'yı kaybetmemek, Eskişehir'i, Afyon'u, Kütahya'yı, Bursa'yı kurtarmaktı. Ankara'da masa başında çizilen Misak-ı Milli, İnönü'de, Sakarya'da, Afyon'da, Dumlupınar'da, savaş meydanlarında “Türk süngülerinin gücüyle” uygulandı. Misak-ı Milli'de sınırı çizen şey, önce askeri sonra, politik güçtü. Atatürk bu gücün sınırlarını çok iyi Kaybedilmesi 18781828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında 14 Eylül 1829 tarihli Edirne Antlaşması ile Yunanistan bağımsız oldu. 1832'de Attik ve Mora Yarımadaları ve bu yarımadaların çevresindeki tüm adalar ile Kuzey Sporadlar, Ege'nin ikinci büyük adası Eğriboz dâhil irili ufaklı yüzlerce ada Yunanistan'a bırakıldı. O sırada Padişah II. Mahmut'tu. Osmanlı bu adaları kaybederken Atatürk'ün doğmasına daha 49 yıl Osmanlı-Rus Savaşı, 93 Harbi sonunda Osmanlı Devleti çok ağır bir yenilgi aldı. 1878'de İstanbul'a kadar gelen Rus orduları, İngiliz ve Almanların müdahalesiyle durduruldu. II. Abdülhamit, savaş sonrasındaki Berlin Kongresi'nde İngiltere'nin desteğini almak için Kıbrıs'ı İngiltere'ye vermeyi kabul etti. Kıbrıs, 1 Temmuz 1878'de, devletler hukukunda görülmemiş garip bir antlaşmayla “emaneten” İngiltere'ye verildi, kiralandı. 14 Ağustos 1878'de İngiltere ile Osmanlı arasında imzalanan tek maddelik yeni bir antlaşma ile İngiltere adada her türlü kanun yapma hakkına sahip oldu. Böylece Kıbrıs İngiltere'nin yönetimine bırakıldı. I. Dünya Savaşı başlayıp da Osmanlı Almanya'nın yanında savaşa girince İngiltere, 5 Kasım 1914'te Kıbrıs'ı ilhak etti. İngiliz Başbakanı Disraelli, Kraliçe Victorya'ya gönderdiği 5 Mayıs 1878 tarihli mektupta “Kıbrıs Batı Asya'nın anahtarıdır” diyordu. İşte, “Güneyimizdeki zengin enerji kaynaklarının dışında bırakılmamızın” temel nedeni 1878'de Kıbrıs'ın fiilen İngiltere'ye verilmesidir. Kıbrıs kaybedilirken Atatürk'ün doğmasına daha 3 yıl Milli belgesinde sınırlar kesin olarak çizilmemiştir. Bu nedenle hazırlanan Misak-ı Milli haritaları da kesin snırları değil, ulaşılması istenilen ideali gösteren Ada ve Ege Adalarının Kaybedilmesi 1911-1913İtalya, 29 Eylül 1911'de Osmanlı'ya savaş açtı. Trablusgarp Savaşı çıktı. İtalyan donanması Rodos Adası ve 12 Ada'yı işgal etti, Çanakkale Boğazı'nı topa tuttu. Donanması çok zayıf durumdaki Osmanlı Devleti, bu işgale cevap veremedi. İtalya ile 18 Ekim 1912'de Uşi Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Trablusgarp, Bingazi ve Ege'deki 12 Ada –Balkan Savaşları sonuna kadar- İtalyanlara bırakıldı. Bu sırada Osmanlı'nın başında Padişah V. Mehmet Reşat Ekim 1912'de I. Balkan Savaşı başladı. Osmanlı bu savaşta çok ağır bir yenilgi aldı. Bulgarlar Çatalca önlerine kadar geldi. Bu sırada fırsattan yararlanan Yunanistan, Ege Adalarını işgal etti. Donanması olmayan Osmanlı, Ege Adalarının işgaline de sessiz kaldı. 30 Mayıs 1913'te Londra Antlaşması, 14 Kasım 1913'te Atina Antlaşması ile Ege Adaları Yunanistan'a bırakıldı. O sırada hükümette İttihat ve Terakki Partisi vardı. Padişah V. Mehmet Reşat' Dünya Savaşı başında toplanan Büyükelçiler Konferansı'nda 14 Şubat 1914'te Meis hariç 12 Ada İtalya'ya; Bozcaada ve Gökçeada dışındaki Ege Adaları da Yunanistan'a verildi. Osmanlı'nın bu kararı kabul etmemesi filli durumu ve AdalarKasım 1922'de İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyeti Lozan'a giderken 12 Ada 1911'den beri tam 11 yıldır İtalya'nın; Ege Adaları 1913'ten beri tam 9 yıldır Yunanistan'ın, Kıbrıs Adası ise 1878'den beri tam 44 yıldır İngiltere'nin Paşa, Lozan Konferansı başlamadan birkaç gün önce Paris'te Fransız, Lozan'da İtalyan devlet adamlarıyla adalar konusunu görüştü. İtalya Başbakanı Mussolini, adalar konusunun “yıllar önce çözülmüş bir konu” olduğunu Lozan'a giden İsmet Paşa'ya verdiği 14 talimattan 4. talimat adalarla ilgiliydi “Müzakere sırasında politika belirlenerek Çanakkale'ye yakın adalar istenecek, güçlük çıkarsa Ankara'dan talimat beklenecek” deniliyordu. Yani adalar konusunda kesin bir talimat yoktu; duruma göre adalar konusu 25 Kasım 1922'de Toprak ve Asker Komisyonu'nun 6. oturumunda gündeme geldi. İsmet Paşa, kendisine verilen talimat gereği öncelikle Çanakkale Boğazı girişinde Türkiye'ye yakın adaları Gökçeada –İmroz-, Bozcaada, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikerya adalarını istedi, diğer adaların da askerden arındırılmasını önerdi. Ancak Venizelos, bu adalarda yoğun bir Rum nüfusun yaşadığını söyleyerek bu isteğe karşı çıktı. Lord Curzon da Venizelos'u destekledi. İsmet Paşa daha sonra Gökçeada, Bozcaada, Meis, Tavşan Adaları ve Semadirek'in Türkiye'ye bırakılmasını; Yunanistan'a verilmesi teklif edilen tüm adaların ise Türkiye'ye bağlı ve özerk olmasını istedi. Sonuçta Türkiye Lozan'da Gökçeada İmroz, Bozcaada, Tavşan Adaları ile Anadolu sahillerine 3 milden az uzaklıkta bulunan adaların, adacıkların ve kayalıkların hepsini aldı. Oysa Sevr Antlaşması'na göre Gökçeada İmroz ve Bozcaada bile Türkiye'den alınıyordu. Md. 84. Ayrıca müttefiklerin Türkiye'ye vermemek için direndikleri Gökçeada'nın büyüklüğü istediğimiz adaların toplam büyüklüğünün yarısı kadardı. Ayrıca Yunanistan'a bırakılan adaların askerden ve silahtan arındırılması sağlandı. Türkiye Lozan'da Meis dışında ada kaybetmedi. Lozan, 13, 15, ek XV11 yıldır devam eden yorucu savaşlardan yeni çıkmış, yeterli donanması, çıkarma gemisi olmayan, üstelik İstanbul ve Boğazların hala İngiliz işgali altında olduğu bir ortamda, Lozan'da, 10-11 yıl önce kaybedilmiş ve Türk nüfusu iyice azalmış adaları geri almak mümkün değildi. O koşullarda adaları almaya teşebbüs etmek Doğu Trakya'yı Ateşkes Antlaşması sonrasında 10-11 Kasım 1918'de İngiltere Musul'u işgal etti. O sırada Padişah Vahdettin'di. Kurtuluş Savaşı boyunca Musul İngiliz işgali altında kaldı. Atatürk 1 Şubat 1922 tarihli Başkomutanlık Yönergesiyle A. Şefik Özdemir Bey'i Elcezire Cephesine göndererek Musul operasyonunu başlattı. Özdemir Bey, 31 Ağustos 1922'de Derbent Zaferi'yle Irak'ta Kuvayı Milliye bayrağını dalgalandırdı. İngilizler, Musul konusunda Türkiye'nin elini zayıflatmak için bölgeye 100 uçakla destekli büyük bir kuvvet yığdılar. 22 Nisan 1923'te Revanduz'u ele geçirdiler. 23 Nisan 1923'te Lozan'ın ikinci devresi başladığında Musul, İngiltere'nin kontrolü altındaydı. Buna rağmen İsmet Paşa Lozan'da Musul'u sonuna kadar savundu. Musul, Lozan'da kaybedilmedi. Musul sorununun, Lozan sonrasında İngiltere ile Türkiye arasında ayrıca görüşülmesine karar verildi. Musul, 1925'teki Şeyh Sait İsyanı sonrası 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşması'yla ve Boğazların işgal altında olduğu, Batı Trakya'da Yunan ordusunun yığınak yaptığı bir ortamda, 100 uçaklık İngiliz filosunun bulunduğu Musul'a askeri bir harekât yapmak, yeniden, üstelik iki cepheden birden Biri Trakya, diğeri Irak savaşa girmek demekti. Böyle bir çılgınlık, Türkiye'ye Doğu Trakya'yı kaybettirir, İstanbul'un egemenliğini tartışmaya açardı. Bu, “Zamanın şartların sığınmak” değil, “zamanın şartlarını dikkate” olarak;1921 yazında işgal orduları Ankara yakınlarına kadar gelmiş, Akdeniz'le bağımız koparılmıştı. Eğer Kurtuluş Savaşı'nı kaybetseydik -bırakın adaları- İzmir, Bursa, Edirne, İstanbul, Trakya ve Anadolu'nun büyük bir bölümünü kaybedecektik. Atatürk'ün başkomutanlığındaki Türk Orduları 9 Eylül 1922'de sadece İzmir'i kurtarmadılar, aynı zamanda Türk milletini yeniden mavi vatana o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğer gerçekten adaların hesabını sormak istiyorsa, donanmayı Haliç'te çürüten ve Kıbrıs'ı İngiltere'ye teslim eden II. Abdülhamit'ten hesap sormalıdır.
Yaşanan bu gelişmelerden sonra Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Yugoslavya’nın katılımlarıyla 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lausanne Lozan kentinde bir barış antlaşması İki dönem halinde geçen Konferans’ta üç ana komisyon oluşturulmuş görüşmeler bu komisyonlar çerçevesinde yapılmıştır. Birinci Komisyon’da askerlik, ülke sorunları ve boğazlar rejimi İkinci Komisyon’da Türkiye’deki yabancılar ve azınlıklar meselesi, Üçüncü Komisyon’da ise, maliye ve iktisat sorunları, limanlar ve demiryolları gibi konular ele Türk Cumhuriyeti’ni temsil eden TBMM’nin, Lozan’da en çok önem verdiği husus ise tam bağımsızlık ve Misaki Milli’dir. Misaki Milli ise, Kurtuluş Savaşı’nın amacını ve önemini belirleyen Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongresi’nde esasları hazırlanmış prensiplerdir. Buna göre 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sırasında Osmanlı Devleti’nin elinde kalan her yerin Türkiye sınırları içinde kalması, Mütarekenin 46 2010 yılında Yunan Yüksek Mahkemesi, Yunan ordusunun Anadolu'da yenilgiye uğramasından sorumlu tutularak idam edilen 6 kişinin aklandığını açıklamıştır. 47 İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları, Cilt I, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2000, s. 93-94. 48 Salâhi R. Sonyel, Lozan’da Türk Diplomasisi, Belleten Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1974, s. 56. çizdiği sınırların dışında kalan yerlerdeki Osmanlı-İslam çoğunluğunun geleceğini kendisinin belirlemesi, işgal edilen ve nüfusun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu yerlerin milli sınırlara dahil edilmesi, esaret altında kalan Türklere azınlık haklarının sağlanması, Türk Devleti’nin siyasi, iktisadi, mali ve diğer alanlarda bağımsızlığının temin edilmesi Türk Heyeti, Misaki Milli kararları doğrultusunda Lozan Antlaşması’na imza atmıştır. Lozan Antlaşması’yla birlikte Türk-Yunan ilişkileri barış dönemine girmiş, mevcut sorunlar Lozan Antlaşması’yla çözümlenmeye çalışılmıştır. İlk olarak, asker ve sivil esirlerin değişimi kabul edilmiş, Türkiye ve Yunanistan arasındaki sınır Meriç nehri olarak belirlenmiş, Bozcaada, İmroz ve Oniki Ada dışında bulunan Doğu Ege Adalar’ı silahsızlandırılmak’ koşulu ile Yunanistan’a bırakılmış, mübadele konusu ise Lozan Antlaşması kapsamına Sonuç olarak, Lozan Antlaşması Türk ve Yunan tarafı için bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemden sonra iki taraf, aralarındaki sorunları Lozan’da imzalanan kararlar doğrultusunda çözmeye çalışmıştır. 1923 Türk- Yunan Nüfus Mübadelesi Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıklardan birisi de Mübadele Sorunu’dur. Lozan Görüşmelerinde ele alınan sorunlar arasında yer alan mübadele uzun yıllar iki ülke arasında tartışılan bir konu olmuştur. 49 Rahmi Doğanay, ’Misaki Milli’ye göre Lozan’’, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Cilt 11 Sayı2, Elazığ,2001, s. 283. Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla Balkanlar’da bulunan milletler Batılı devletlerin kışkırtmalarıyla bağımsızlık hareketlerine girişmiştir. Yukarıda incelediğimiz gibi bu milletlerden ilk bağımsızlığını kazanan Yunanlılar olmuştur. Mübadele, kelime anlamı olarak ’başkasının yerine getirilme’’ anlamına gelse de, bu fikir Balkan Savaşları sonrasında ortaya çıkmıştır. Yaşanan iki Balkan Savaşı sonrasında, Osmanlı Devleti, topraklarının %80’ne yakınını, toplam nüfusunun da yaklaşık % 16sını 1877-1878 yıllarında Balkanlar’da kişi göç ederken, 1878- 1914 yılları arasında bu rakam kadar Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile birlikte Türk-Yunan çekişmesinin etkisi büyük bir göç sorununu ortaya çıkarmıştır. 1919 yılından itibaren Türkiye bu soruna çözüm aramaya çalışmış, Yunanistan ise, Anadolu’dan gelecek Yunan nüfusuna yer açmak için mümkün olduğunca Müslüman azınlığı göndermek istemiş, diğer yandan İstanbul’dan gelebilme ihtimali bulunan zengin Rum nüfusunun yaratacağı ekonomik, siyasal, sosyal karmaşayı engellemek için Yunanlıların kültürel ideolojik merkezi olan İstanbul ile bağları koparmak Lozan Barış Konferansı’nda geçen görüşmelerde Türk topraklarında yaşayan Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan topraklarında yaşayan Türkler ise Türkiye topraklarına göç ettirilecekti. Aynı şekilde Rumlar’ın malları Türklere, Türklerin malları ise Yunanlılara kalacaktı. 54 Yapılan görüşmeler sonucunda Lozan’da Türkiye’de yaşayan Rumlar’la, Yunanistan’da yaşayan Türkler’in değişimi konusunda anlaşmaya varılmış ancak 30 Ağustos 1918’den önce İstanbul’a yerleşen Rumların İstanbul’da kalması, Yunanistan’da bulunan Batı Trakya Türklerinin de 51 Ahmet Halaçoğlu, Rumeli’den Türk Göçleri 1912-1913, TTK Yayınları, Ankara 1995, s. 26. 52 Kemal H. Karpat, Osmanlı Modernleşmesi Toplum, Kuramsal Değişim ve Nüfus, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara 2002, s. 129. 53 Baskın Oran, Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşı’ndan Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt I, İletişim Yayınları, İstanbul 2001, s. 330. 54Nuran Yıldız, Emel Yıldız, ’Mübadele Meselesi ve Cumhuriyet Dönemi Tarımsal Kalkınma Politikası’’, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Haziran 2012, Cilt 14, Sayı 1, s. 351. değişimin dışında tutulması ibaresi anlaşmada yer almıştır. Böylelikle yaklaşık Ortodoks Rum’un İstanbul’da, civarında da Müslüman Türk’ün de Batı Trakya’da yaşamaya devam etmelerine izin İki ülke arasında oluşturulan Muhtelit Mübadele Komisyonu’nun, çalışmalara başlamasından sonra “yerleşik” yani “ètable” kelimesinin kapsamı konusunda anlaşmazlık çıkmıştır. Konunun Milletler cemiyetine taşınması ile iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmiştir. Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin mallarına el koyması ve bu malları Türkiye’den gelen Yunanlılara vermesi, Türkiye’nin de karşılık olarak İstanbul’daki Rumların mallarına el koymasıyla gerginlik iyice artmıştır. Sorunun büyümesi üzerine iki tarafta çözümü siyasi yollardan halletmeye çalışmış, 1 Aralık 1926’da Atina Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmayla Ahali sorunu çözümlenmiş ancak yine bir takım anlaşmazlıklar çıkınca ilişkiler yeniden gerginleşmeye başlamıştır. İlişkilerin gerginleşmesi yeniden bir savaş çıkma olasılığını ortaya çıkarınca, Venizelos Türk –Yunan Savaşı’nın vereceği ekonomik ve siyasal zararı göz önünde bulundurarak yumuşama yoluna Yumuşama ortamına Türkiye’nin de kayıtsız kalmaması ile 10 Haziran 1926’da imzalanacak yeni bir antlaşmanın önü açılmıştır. Bu antlaşma ile doğum yerleri, yerleşme tarihleri ne olursa olsun Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumlarının tamamı “ètable” yani yerleşmiş kapsamına alınmıştır. Her iki ülke azınlıkların malları konusunda da yeni düzenlemelere gitmiştir. Yaşanan yumuşama ortamı Türkiye’nin daveti üzerine Venizolos’un ziyaretiyle daha da pekiştirilmiş, Türk-Yunan dostluğu 30 Haziran 1930 yılında yapılan “Dostluk, Uzlaşma ve 55 Ali Hüseyinoğlu, The New Development of Minority Education at the South easternmost Corner of the EU The Case of Muslim Turks in Western Thrace, Greece, University of Sussex, International Relations Department, Degree of Doctor Philosopy Thesis, Sussex 2012, s. 52. 56 Melek Fırat, “1919-1923 Yunanistan’la İlişkiler”, Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Hakemlik, Tarafsızlık Anlaşmaları”, “Deniz Kuvvetlerinin Sınırlanması Hakkında Protokol” ve “İkamet, Ticaret, Seyrüsefain Sözleşmeleri” ile
Lozan Konferansında Görüşülen Konular Taraflar yeni bir savaş durumunu göze alamadıklarından, 23 Nisan 1923’te görüşmeler yeniden başlamıştır. Görüşmeler sonunda, 24 Temmuz 1923 günü İsviçre’nin Lozan kentinde Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Lozan Barış Konferansı’nda yıllarca birikmiş olan sorunlar görüşülmüştür. Bu sorunları ikiye ayırmak Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlar Doğu Trakya, Ege adaları Türkiye’de oturan Rumlarla Yunanistan’da oturan Türklerin yer değişimi, Yunanistan’ın işgalci olarak girdiği Türk topraklarında yaptığı tahribat için ödemesi gereken savaş tazminatı ve patrikhane sorunu Türkiye ile diğer İtilaf Devletleri arasındaki sorunlar Boğazlar, Musul, Kapitülasyonlar ve Osmanlı Borçları sorunu idi. Kısaca özetleyecek olursak Lozan’da görüşülecek sorunlar, Trakya, Musul, Boğazlar, azınlıklar, ekonomik ve mali konular ve kapitülasyonlar idi. Bu antlaşmada üzerinde durulan esaslar ise başlıklar halinde şöyledirSınırların Durumu- Güney Sınırı Suriye Sınırı 20 Ekim 1921’de Fransa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nda belirl enen sınır aynen kabul Irak Sınırı Musul Sorunu Irak sınırı ve Musul sorunu Lozan’da çözümlenemedi. Buradaki anlaşmazlık konusu Musul’du. İngiltere Musul’u Türkiye’ye bırakmak istemiyordu. Bu nedenle Irak sınırı sorunu 9 aylık bir süre içinde yapılacak Türk- İngiliz ikili görüşmelerinde çözümlenecek, anlaşma sağlanamazsa çözüm Milletler Cemiyetinin kararına Batı Sınırı Yunanistan’la olan batı sınırımız, Misakımilli’ye uygun olarak çizildi. Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda tespit edildiği gibi Meriç Nehri iki ülke arasında sınır kabul edildi. Balkan Savaşları ile elden çıkan Batı Trakya geri alınamadı. Yunanistan Karaağaç ve yöresini savaş tazminatı olarak Türkiye’ye bıraktı. İmroz, Bozcaada ve Tavşan adaları dışındaki Ege Adaları Yunanistan’a bırakıldı. Buna karşılık Midilli, Sakız, Sisam ve Nikaraya Adaları gibi Anadolu kıyısına yakın adalar asker ve silahtan arındırılacaktı. Balkan Savaşları’nda kaybedilen Ege Adaları geri alınamadı. Doğu Trakya bize geri verildi. 12 Ada İtalya’ya DurumuTürk milletinin gelişmesine ve güçlenmesine engel olan kapitülasyonlar bütün sonuçlarıyla MeselesiYeni Türk Devleti’nin sınırları içinde yaşayan Müslüman olmayan azınlıkların Türk vatandaşı olduğu kabul edilmiştir. Bundan dolayı antlaşmanın maddelerine azınlıklara ait özel bir ayrıcalık konulmamıştır. Azınlıklar; Türklerle eşit haklara sahip olmuşlardır. Türkiye’de yaşayan Rumlarla Yunanistan’da yaşayan Türklerin karşılıklı olarak değiştirilmesi kararlaştırıldı. Fakat İstanbul’da yaşayan Rumlarla, Batı Trakya’da yaşayan Türkler bu değişimin dışında TazminatlarıOsmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesi ve yenik olarak ayrılmış olması nedeniyle Türkiye’nin karşısında olan devletler savaş tazminatı ödemesini istemişlerdir. Savaş sırasında Almanya’da rehin tutulan beş milyon altınımız ile savaş yıllarında İngiltere’ye sipariş edilen ve bedeli ödenen iki savaş gemimiz savaş tazminatı sayılmıştır. Böylece fiilen ilimizde bulunmayan mallar karşılık gösterilerek savaş tazminatları ödenmiş oldu. Ancak Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’da büyük yıkımlara sebep olan Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç ve çevresini Türkiye’ye BorçlarıOsmanlı Devleti’nin 1854 yılında başlayıp I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Batılı devletlerden aldığı borçlar büyük bir miktar tutuyordu. Devlet bu borçları ödeyemediği için alacaklı devletler Duyun-u Umumiye İdaresini Genel Borçlar Yönetimi teşkilatını kurarak paralarını elde etme yoluna gitmişlerdir. Osmanlı Devleti’nden ayrılan ve bağımsız olan devletlerin sahip olduğu topraklara harcanan borçlarda bizden isteniyordu. Bu istek yeni Türk Devleti’nin temsilcileri tarafından reddedildi. Türk barış heyeti bu borçların Osmanlıdan ayrılan devletlerarasında paylaşılmasını istedi. Bunun üzerine borçlar, Osmanlı Devleti’nden ayrılan yeni devletlerarasında bölüştürüldü. Türkiye’ye düşen miktarın düzenli taksitlerle ödenmesi kararlaştırıldı. Türkiye bu taksitleri kağıt para ile MeselesiBoğazlar meselesi, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla ortaya çıkmış, 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’yle Boğazlar ilk defa uluslararası statü kazanmıştır. Sevr Barış Antlaşması’na göre Boğazların yönetimi, Boğazlar Komisyonuna bırakılmış ve bölgenin silahtan arındırılması kararlaştırılmıştır. Lozan Konferansı’nda ele alınan Boğazlar sorunu geçici olarak şöyle bir çözüme bağlanmıştır. İtilaf Devletleri’nin işgali tümüyle kalkacak ve Boğazlar Milletler Cemiyeti’nin denetiminde uluslararası bir Boğazlar Komisyonu tarafından yönetilecekti. Boğazlar bize verildi. Ancak, geliş gidiş serbest olacaktı. Barış zamanında askeri nitelik taşımayan gemiler ve uçaklar Boğazlardan serbestçe geçebilecekti. Savaş durumunda Türkiye savaşta yer alırsa Boğazlar üzerinde istediği gibi davranma hakkına sahip olacaktı. Savaşta tarafsız olan gemi ve uçaklara yardım etmemek şartıyla geçiş hakkı verecektir. Boğazların her iki yakasındaki 15 km’lik bir alan askerden BoşaltılmasıBu antlaşmaya göre, Lozan Antlaşması’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanmasından altı hafta sonra İtilaf Devletleri İstanbul ve Boğazları Türk kuvvetlerine teslim edeceklerdi. Antlaşma gereğince İtilaf Devletleri 2 Ekim 1923 tarihinde Türk bayrağını ve Türk askerini selamlayarak İstanbul’u boşalttı. Böylece Mustafa Kemal Paşa’nın “Geldikleri gibi giderler.” sözü kanıtlanmış bulunan Ortodoks Fener Rum Patrikhanesi yıkıcı çalışmalar yapıyordu. Türkiye, Patrikhane’nin ülke sınırları dışına çıkarılmasını istemişti. Fakat bu isteği kabul edilmemiştir. Siyasi faaliyette bulunmamak şartıyla İstanbul’da kalmasına karar Millî Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Okulları Açık Öğretim Lisesi- Meslekî Açık Öğretim Lisesi İçin Hazırlanan 11. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 1 Ders Notları, Alim ÖZTÜRK, s 179, 2007 - Okuma Sayısı Bu yazı 127876 defa okunmuştur.
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan kentindeki Rumine Sarayı'nda; TBMM temsilcileri, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya tarafından Antlaşması önemi nedir?Lozan Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu ve Müttefik Devletler Fransa Cumhuriyeti, İngiltere Krallığı, İtalya Krallığı, Japonya İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı ve Romanya Krallığı arasında, Birinci Dünya Savaşı'nın başından bu yana olan anlaşmazlıkları çözümlemek için Antlaşması'nın orijinal dili Antlaşması ile beraber, maddeleri Osmanlı İmparatorluğu için son derece ağır olan Sevr Antlaşması geçersiz Antlaşması sayesinde tüm taraflar arasındaki anlaşmazlıklar giderildi ve modern Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu'ndan geriye kalan tüm haklarından feragat etti ve karşılığında Müttefik Devletler, Türkiye Cumhuriyeti egemenliğini resmi olarak 23 Ağustos 1923'te, Yunanistan 25 Ağustos 1923'te, İtalya 12 Mart 1924'te, Japonya 15 Mayıs 1924'te ve Birleşik Krallık 16 Temmuz 1924'te Lozan Antlaşması'nı onayladı ve 6 Ağustos 1924 itibariyle geçerli Antlaşması neden imzalandı?Yunan askeri birliklerinin Anadolu topraklarından çekilmesiyle beraber Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Ankara merkezli Türk Ulusal Hareketi hükümeti, Osmanlı İmparatorluğu tarafından imzalanan 1920 tarihli Sevr Antlaşması'nın dayattığı toprak kayıplarına karşı Mezopotamya ve Kerkük bölgesindeki Türk etkisini zayıflatmak için için, Doğu Anadolu'da Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeleri Antlaşması sayesinde Doğu Anadolu, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin toprağı karşılığında Türkiye, Osmanlı'nın sahip olduğu petrol zengini Arap toprakları hakkından feragat Antlaşması tüm maddeleriLozan Antlaşması 143 maddeden oluşur. 143 maddenin en önemli konuları- Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının belirlenmesi- Osmanlı Devleti'nden kalan borçlar- Boğazlar meselesi- Savaş tazminatı- Azınlıkların durumu- Kapitülasyonlar- Patrikhane- Yabancı okulların durumuLozan Antlaşması için yapılan görüşmelerin kısa bir süre için sona ermesine yol açan maddeler- Kapitülasyonların kaldırılması- Musul meselesi- Boğazlar meselesi- Musul ve Kerkük sorunuLozan Antlaşması Türkiye sınırıLozan Antlaşması kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti'nin Suriye sınırı 20 Ekim 1921'de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'na göre sınırı, Mudanya Ateşkes Antlaşması'na göre belirlendi ve Meriç Irmağı Türkiye ve Yunanistan'ı ayıran sınır olarak kabul sınırı, Kasr-ı Şirin Antlaşması esas alınarak sınırı, 1913 tarihli İstanbul Antlaşması esas alınarak sınırı, İngiltere ile anlaşmaya varılarak Denizi'nde ise Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adası Türkiye'ye bırakıldı. Diğer tüm adalar Yunanistan'a verildi. On İki Adalar ise İtalya'ya bırakıldı. İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya bu adaları Yunanistan'a ise, 1939 yılında bölge halkının yaptığı referandumun sonucunda Türkiye'ye Antlaşması Boğazlar meselesiBoğazlar Türkiye'nin başkanlığındaki komisyon tarafından her iki tarafında bulunan 15-20 km'lik bölge, askeri faaliyetlerden tamamen gemileri Boğazlar'dan barış zamanında serbest faydalanma hakkı elde edecek, savaş gemilerinin geçişi ise yapılacak olası saldırılara karşı gereken önlemleri Milletler Cemiyeti Antlaşması Osmanlı Devleti borçlarıOsmanlı Devleti'nin 1854 yılından beri aldığı borçlar ödenemeyecek Antlaşması kapsamında TBMM heyeti, Osmanlı Devleti'nden kalan borçları ödemeyi kabul etti. Lozan Antlaşması savaş tazminatıYunanistan'ın Türkiye'ye savaş tazminatı ödemesi ekonomik olarak zorda olan Yunanistan'ın bu borcu ödeyemeyeceğine kanaat getirildi ve Karaağaç ve çevresi tazminat olarak Türkiye'ye Antlaşması azınlıkların durumuLozan Antlaşması kapsamında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan azınlıkların tümü, Türkiye Cumnhuriyeti vatandaşı azınlıklara verilen ayrıcalıklar kaldırıldı ve yabancı devletlerin iç işlere karışmasının önüne konusunda alınan kararlara göre, Türkiye'de yaşayan Rumlar ve Yunanistan'da yaşayan Türkler yer mübadelesine İstanbul ve Batı Trakya'da yaşayan azınlıklar dahil Antlaşması kapitülasyonlarLozan Antlaşması kapsamında TBMM heyetinin de kararlılığıyla yabancı devletlere tanınan tüm ayrıcalıklar sona Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren tüm ticari kuruluşların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uyması zorunlu hale Antlaşması patrikhaneOrtodoks mezhebinin din merkezi kurumu İstanbul'daydı. Siyasi faaliyet yapılması yasaklandı ve İstanbul din merkezi olarak Antlaşması yabancı okullarLozan Antlaşması, yabancı okulların Türkiye yasalarına uyması şartı okullarda dini ve siyasi eğitim Antlaşması'nın sonuçları nelerdir?Lozan Antlaşması sayesinde Türkiye Cumhuriyeti resmi olarak İtilaf Devletleri tarafından Antlaşması tamamen verdiği bağımsızlık mücadelesi çok sayıda ulusa ilham kaynağı ve Ermeni iddiaları devletlerle ilişkiler yumuşadı ve inkılaplara zemin kurulmasının önüne Antlaşması'nda leyhimize sonuçlanan konularLozan Antlaşması'nda başarı elde ettiğimiz konular savaş tazminatı, kapitülasyonların kaldırılması, azınlıklar meselesi, İstanbul'un itilaf devletlerinden temizlenmesi, boğazlar ve daha sonra Türkiye'ye katılan Hatay Antlaşması'nda aleyhimize sonuçlanan konularLozan Antlaşması'nda Batı Trakya'nın Yunanistan'a bırakılması, On İki Ada'nın kaybedilmesi, Osmanlı Devleti'nin borçlarının ödenmesi ve patrikhanenin İstanbul'da kalması konuları aleyhimize
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI'NIN ve MİSAK-I MİLLİ LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI'NIN ve MİSAK-I MİLLİ "Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ve İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, ve Yugoslavya temsilcileri arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Lozan Antlaşmasının yazılması için düzenlenen Lozan Barış Konferansı sekiz ay kadar sürmüştür. Konferans dönemi, TBMM Hükümetinin Türk halkı için kayıtsız şartsız bağımsızlık talebi nedeniyle uzun ve sert geçmiştir. Görüşmelerde Türkiye'yi İsmet Paşa temsil etmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Hükümetine imzalattırılan Sevr Antlaşması Türk egemenliğini ciddi şekilde sınırlayan hükümler içermesinin yanı sıra, devleti neredeyse haritadan silmiştir. Mustafa Kemal önderliğinde başlayan Milli Mücadele ile Türk milleti savaş meydanlarında önemli zaferler kazanarak hakkını ve bağımsızlığını savunmuş, Lozan Barış Antlaşması ile bunu siyasi ve hukuki alanda tescil ettirmiştir. Türk milletinin mücadelesinin dünya kamuoyundaki kabulü birçok açıdan önemlidir. Lozan Barış Antlaşması ile öncelikle, Türkiye’nin bağımsız ve eşit bir devlet olarak dünya kamuoyu tarafından kabul görmesi sağlanmıştır. Lozan Antlaşması ile Misak-ı Milli hedeflerine neredeyse ulaşılmıştır. Zamanında Osmanlı Devleti tarafından Avrupa devletlerine verilen kapitülasyonlar, bu devletlerin elde ettikleri ayrıcalıkların yanı sıra, devletin ekonomisine ve iç işlerine karışmasına da izin veriyordu. Kapitülasyonlar konusu, Lozan Barış Konferansı boyunca tartışılmış ve en son sonunda tüm kapitülasyonların kaldırılması, Osmanlı Devleti’nden kalan borçların ise ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu açıdan bakıldığından, Lozan Barış Antlaşması’yla Türkiye ekonomik bağımsızlığını da kazanmıştır. Tüm bunların yanı sıra Lozan Barış Antlaşması, yüz yıldır süren Türk-Yunan çatışmalarını da sona erdirmiş, iki ülke arasında bir denge kurulmasını sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda galip gelen ülkeler tarafından, mağlup olan ülkelere dikte ettirilen yaptırımlar İkinci Dünya Savaşı’nın zemini hazırlamıştır. Lozan Barış Antlaşması’nda, karşılıklı pazarlıklarla barışın güvencesini oluşturan bir düzenleme de yapılmıştır." LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI "Bu sebepten dolayı savaşı bitiren antlaşmalar içinde halen yürürlükte olan tek antlaşma Lozan Barış Antlaşması’dır. Bunda Türkiye Cumhuriyeti’nin barıştan yana bir tutum gözetmesi ve Atatürk'ün belirlediği ''Yurtta Sulh, Cihanda Sulh!'' ilkesine sadık kalarak Lozan Barış Antlaşması’nın hükümlerini uygulamasının rolü büyüktür. Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri, Lozan Barış Antlaşması’nda da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan ve vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye'de yaşan Hristiyan ve Musevi azınlıkların mal, mülk ve ibadet hakları da güvence altına alınmıştır. Lozan Barış Antlaşması ile ayrıca Türkiye ve Yunanistan arasında bir nüfus mübadelesi yapılmasına da karar verilmiştir. Buna bağlı olarak 1924 yılında bir milyon Rum Hristiyan Türk, Türkiye'den Yunanistan'a geçerken, beş yüz bin Türk Türk ve Müslüman Ahali de Yunanistan'dan Türkiye'ye geçmiştir. LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI'NDA LEHİMİZE VE ALEYHİMİZE ÇÖZÜMLENEN KONULAR ŞU ŞEKİLDEDİR Lozan Barış Antlaşması sonucunda lehimize çözümlenen konular -Her türlü kapitülasyonlar kaldırılmış, böylece ekonomik bağımsızlığın kazanılması yönünde önemli bir adım atılmıştır. -Türkiye hiçbir devlete savaş tazminatı ödememiştir. Buna rağmen Yunanistan verdiği zararın karşılığı olarak Karaağaç’ı Türkiye’ye vermiştir. -Azınlıklar konusunda ödün verilmemiştir -İstanbul’un İtilaf devletlerince tarafından boşaltılması sağlanmıştır. -Bunların yanı sıra 1936'da Boğazlar, 1939'da da Hatay sorunu Misak-ı Milli'ye uygun bir şekilde lehimize olarak çözüme kavuşmuştur. Lozan Barış Antlaşması sonucunda aleyhimize çözümlenen konular -Batı Trakya Yunanistan’a bırakılmıştır. -On iki ada bir daha alınamamıştır. -Osmanlı Devleti’nden kalan borçların Türkiye Cumhuriyeti tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır. Lozan Barış Antlaşması'nda çözüme kavuşturulamayan tek konu ise Musul Meselesidir. Bu yüzden Irak sınırı çizilememiştir. Ayrıca Boğazlar Komisyonu da milli egemenliğimizi sınırlayan bir unsur olmuştur. LOZAN ANTLAŞMASINDA HANGİ KONULAR GÖRÜŞÜLDÜ! Lozan Antlaşması için süre söz konusu olmadığından, anlaşmanın 2023 yılında sona ereceğine dair iddialar uydurmadır. Lozan antlaşması uluslararası bir barış metnidir. Birden fazla tarafı bağlayan Lozan Barış Antlaşmasının 2023 yılında biteceği söylentileri vardır. Fakat Lozan antlaşmasının tam metninde bu süre ile ilgili bir hüküm olmadığı için anlaşma süresizdir. Lozan barış antlaşmasını metni Fransızcadır. savaşından sonra imzalanan tüm barış antlaşmaları içinde geçerliliğini bugüne kadar koruyabilmiş tek metin Lozan barış antlaşmasıdır. Lozan barış antlaşması 24 Temmuz 1923 yılında imzalanmıştır. Uzun yıllar tartışmalara neden olan Lozan barış antlaşması halada tartışılmaktadır. Bir kesim insan Lozan antlaşmasını bir zafer olarak görürken bir kesim insan ise hezimet olarak görmektedir. Lozan barış antlaşmasında ABD'nin imzası yoktur. Bunun sebebi Amerika Birleşik Devletlerinin taraflar arasında olmamasıdır. 24 Temmuz 1923 te İsviçre'nin Lozan şehrinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Temsilcileri ile beraber Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri ile birlikte Leman gölü kıyısındaki Beau Rivage Palace'ta imzalanmıştır. Lozan antlaşmasında görüşülen konular -Türkiye ile Suriye sınırı görüşmesi -Irak sınırı konusu -Türkiye ile Yunan sınırı -Adalar -Türkiye ile İran sınırı -Kapitülasyonlar konusu -Azınlıklar konusu -Savaş tazminatları konusu -Osmanlının borçları konusu -Boğazlar -Yabancı okullar -Patrikhaneler görüşülen konular içerisinde yer almaktadır." Alıntıdır Not Lozan'da kabul edildiği halde hayata geçirilemeyen Misak-ı Milli topraklarımız, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk hayatta iken Hatay ile uygulanmaya başlamış ancak, ana merkezleri dış ülkelerde olan Siyonizm'in yan örgütlerini kapatması üzerine doktorları tarafından aşırı kinin denilen ilaç verilerek zehirlenme suretiyle Atatürk'ün şehit edilmesi üzerine sonraki devlet adamlarının sır olan tutumları nedeniyle Misak-ı Milli politikamız bir türlü uygulamaya sokulamamıştır.
misaki milli ve lozan antlaşması karşılaştırılması