🥍 Rüyada Peygamber Efendimizi Işık Şeklinde Görmek

Amcb. Rüyada insan şeklinde ışık görmek çalışmaları ve emeklerinin karşılığını alarak bol kazanç elde edip, ailesine sıkıntılardan uzak ve rahat bir hayat yaşatacağına, yapılan hataların tekrarlanacağına, işlerin sarpa saracağına, yakınlık duyulan bir kişiden ihanet görüleceğine, çok büyük kazançlar elde edeceğine, bu sayede çok büyük başarılar kazanacağına, maddi ve manevi olarak kötü bir hale düşüleceğine, rüyayı gören kişinin sabrının zorlanacağı olaylar yaşayacağına, aile bireyleri arasında tartışmalar olacağına, rahatlığa erileceğine, büyük bir iş yoğunluğu yaşanacağına, hayırlı bir kısmetle çıkılacak yolda yeni bir hayata merhaba denileceğine yorulur. Rüyada insan şeklinde ışık gördüyseniz Olması imkansız beklentiler ya da eğilimler içine girebilir, altından kalkılamayacak iş yükleri nedeniyle veya çevrenizdeki kişilere yapılması imkansız işler delege ederek hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Rüyada insan şeklinde ışık görmek uzun zamandan beri hayal edilen şeylere kavuşulacağına, sevilen bazı kişilerden ya da iş arkadaşlarından ihanet görüleceğine delalet etmektedir. Rüyada peygamber efendimizi ışık şeklinde görmek iyi huyunu ve güzel ahlakını terk edeceğine, büyük kazançlar ve kısmetler elde edileceğine yorulmaktadır. Rüyada cinleri insan şeklinde görmek kişinin rızkını kazanmak için hiçbir zaman zorlanmayacağına, aile bireylerinin çok büyük bir üzüntü yaşayacağına ve uzun bir süre kimsenin kendine gelemeyeceğine delalet etmektedir. Rüyada insan şeklinde üç harfli görmek zorluklardan ve zahmetten kurtulacağına ve dertlerinin bitmesiyle kuş gibi hafifleyeceğine, maddi olarak çok büyük kaynaklara sahip olunacağına tabir olunur. Rüyada insan şeklinde aslan görmek mutlu olunacağına, insanlar arasında çok saygın bir yere gelineceğine, çok para kazanılacağına işaret eder. Rüyada insan şeklinde bulut görmek borçlarının azalacağına, yükünün hafifleyeceğine, atılacak adım sayesinde iki tarafında çok mutlu olacağına işaret etmektedir. Rüyada insan seklinde köpek görmek problemleri teker teker çözeceğine, yüklü miktarda kazanç elde edeceğine ve çok geçmeden hayallerine kavuşacağına, kazançlı işler yapmak için imkânlarının artacağına ve eline sayısız fırsat geçeceğine delalet etmektedir. Rüyada insan şeklinde melek görmek işlerini evlatlarına veya çok güvendiği insanlara emanet ederek dinlenmek isteyeceğine, tehlikeli düşmanların varlığına ve onların üstesinden gelineceğine yorulur. Bu web sitesi, size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezler kullanır. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikası Peygamber Efendimizi rüyada görebilir miyiz? Şeytan rüyada Peygamberimizin kılığına girebilir mi?Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “Beni rüyada gören kimse, uyanıkken de öylece görecektir –veya sanki beni uyanıkken görmüş gibidir–. Çünkü şeytan bana benzeyen bir şekle giremez.” Buhârî, İlm 38; Ta’bîr 10; Müslim, Rü’yâ 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb;88 Tirmizî, Rü’yâ 4, 7; İbni Mâce, Rü’yâ 2 Hadisi Nasıl Anlamalıyız? Resûl-i Ekrem Efendimiz’i rüyada görme ile ilgili hadisler, farklı lafızlarla da gelmiş olsa, bu rivayet onları kapsayıcı niteliktedir. Sahih hadis kitaplarının hemen tamamında bu yönde rivayetler yer almaktadır. Bu rivayetler sadece Ebû Hüreyre tarîkıyla değil, Abdullah İbni Ömer, İbni Abbâs, Ebû Saîd el-Hudrî, Câbir, Enes, Ebû Mûsâ el-Eş’arî, Ebûbekir, Ebû Katâde, Huzeyfe, Ebû Cühayfe ve daha başka sahâbîlerin de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup tarafından nakledilmiştir. Hadisimizin geçtiği kaynaklarda bu farklılıkların bir kısmına yer verilmiştir. Bunlar arasında çok yaygın olan bir rivâyet de “Her kim rüyasında beni görürse, muhakkak o kimse hak ve gerçek olarak beni görmüştür. Çünkü şeytan, benim şekil ve hakikatime giremez” şeklindedir. meselâ bk. Buhârî, Ta’bîr 10; Müslim, Rü’yâ 12-13 PEYGAMBERİMİZİ RÜYADA GÖRMEK MÜMKÜN MÜ? Peygamber Efendimiz’i rüyada görme konusunda ulemâmızın pek çok ve farklı yorumlar yaptıklarını görmekteyiz. Bu görüşleri ana hatlarıyla belirtmeye çalışacağız. rüyasında gören mü’minin uyanıkken de aynen görmesini bazı hadis şârihleri Efendimiz’in hayatta olduğu zamana has bir durum olarak değerlendirmişlerdir. Buna göre hadisin anlamını, onu rüyasında gören kimse, kendisine giderek, ona hicret ederek muhakkak görecektir, şeklinde tevil etmişlerdir. Bu görüşte olan İslâm âlimlerine göre, vefatından sonra onu rüyada görenlerin gerçekte uyanıkken görmeleri mümkün değildir. Fakat kendisini âhirette görmekle de rüyasının doğruluğu tahakkuk edebilir. Buna göre, vefatından sonra onu rüyalarında görenler, kesin olarak ahirette uyanık vaziyette göreceklerdir ki, bu aynı zamanda o kimseleri cennetle müjdelemekdir. Çünkü Efendimiz’i sadece cennete girme bahtiyarlığına erenler görebileceklerdir. İslâm âlimleri, Peygamberimiz’i gören kimsenin rüyasının sahih bir rüya olduğunu, karışık düşler cinsinden olmadığını ve şeytanın benzetmelerinden de sayılmayacağını belirtir. Çünkü bazı kere insanlar hayal ettikleri bir şeyi görür gibi olurlar. Peygamberimiz’in görülmesi bu cinsten değildir. Rüyada görülen şeyin, önceden görülmüş bir şey veya hâlen var olan bir şey olması da şart değildir. Şart olan, rüyada görülenin varlığının sâbit olmasıdır. Kâdî İyâz gibi bazı ulema, bu hadisten hareketle, görülen rüyanın hakiki bir rüya olabilmesi için, Hz. Peygamber’i hayatında bilinen vasıflarıyla görmenin gerektiğini söylemişlerse de, Nevevî’nin de aralarında bulunduğu bir grup ulema bu görüşü zayıf bulmuşlar, doğru olanın onu gerçekten görmek olduğunu, vasıflarının bilinip bilinmemesinin farketmeyeceğini belirtmişlerdir. Peygamber Efendimiz, şeytanın kendisinin şekline ve yaratılışına giremeyeceğini belirtmek suretiyle, onun başkalarının şekil ve suretine girebileceğini de anlatmış olmaktadır. Bu sebeple, bu özellik sadece peygambere mi hastır, yoksa başka istisnalar da var mıdır? şeklindeki sorulara verilen cevaplar muhtelif olmuştur. Bazı âlimlere göre şeytan, insanların rüyalarında Allah Teâlâ’nın, peygamberlerin, meleklerin, güneşin, ayın, ışık veren yıldızların ve yağmur yüklü bulutların suretine giremez. Görüşlerine daha çok değer verilen seçkin ulema ise, bunun has bir özellik olduğunu söylerler. Onlara göre şeytanın sadece Hz. Peygamber’in şekline giremeyişinin sebebi, Cenâb-ı Hakk’ın bütün güzel isimleri ile, muttasıf bulunduğu sıfatların eserini, yaratılış özellikleri ve ahlâkî nitelikleriyle Hz. Peygamberde toplamış olmasıdır. Bunlardan bir tanesini misal olarak ele alırsak, insanları doğru yola ulaştıran anlamındaki “hâdî”, Allah’ın güzel isimlerindendir. Allah’ın “hâdî” isminin sureti, ortada görünen örneğidir. Çünkü o, bütün insanları hidayete davet etmek üzere gönderilmiş ve hayatının sonuna kadar bu gaye için çalışmıştır. Buna mukabil şeytan ise“mudil saptıran” dır. Hidayetle dalâlet birbirinin tam zıddıdır; biri mevcutken diğeri ortada olamaz. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, hem uyanıklık halinde hem de uyku halinde yani rüyada şeytanın şekil ve suretine girmesini yasaklamıştır. Bunun aksi olup, şeytan dünyada onun suretine girseydi, hak ile bâtıl birbirine karışır; bu yüzden Hz. Peygamber’e itimat kalmazdı. Uyku hâlinde Peygamber’in suretine girmiş olsaydı, rüyada onun adına yalan uydurması mümkün olur, bu durum da insanların sapmalarına sebep olurdu. Son olarak şuna da işaret etmemiz gerekir Rüyasında Peygamber Efendimiz’i gören kimse sahâbî sayılmaz. Peygamberimiz’den bir takım sözler duymuş olsa, bu sözleri hadis diye nakledemez. Onun rüyasında gördüğü şeyler ve duyduğu sözler kendisinden başka hiçbir kimseyi bağlamaz. Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Resûlullah Efendimiz’i rüyada gören, gerçekteki şekil ve suretiyle görmüş olur. 2. Peygamberimiz’i vefatından sonra rüyada gören kimse, âhirette uyanık halde görecektir. Bu, onu rüyada gören kimse için bir cennet müjdesidir. 3. Şeytan sağlığında da ölümünden sonra da Peygamberimiz’in suretine giremez. 4. Peygamberimiz’i rüyada gören sahâbî sayılmaz. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları İslam ve İhsan Malum olduğu üzere, görüldüğü şekilde gerçekleşen ve te'vîle ihtiyacı olsa da bir mesaj içeren rüyaya "rüya-yı sâdıka" ya da "rüya-yı sâliha" adı verilir. O, insanın mahiyetindeki latife-i Rabbâniyenin doğrudan doğruya âlem-i gayba açılan bir kapı bulması, o açık kapıdan meydana gelmeye hazırlanan olaylara bakması ve Levh-i Mahfuz'un cilvelerinden ya da kader mektuplarının misallerinden birini görmesi şeklinde ortaya çıkar. Hayal, bazen gördüğü o cilvelere ve mektuplara bir kısım elbiseler giydirebilir, ama bu türlü bir rüya ya aynen görüldüğü gibi çıkar, ya da bazı te'vîller vesayetinde ciddi mesajlar verir. Diğer taraftan, daha evvel yaşanan bazı tesirli hadiselerin hayalde bıraktığı izlerin ortaya çıkmasıyla görülen, bir manası olmayan veya varsa da önemi bulunmayan, tabire değmeyen karmakarışık rüyalara da Kur'ân'ın tabiriyle,"adgâsü ahlâm" denir. Hazreti Aişe radiyallahu anha, ilk dönemde Rasûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e vahyin gelişinin rüya-yı sâliha şeklinde cereyan ettiğini ve O'nun gördüğü bütün rüyaların sabah aydınlığı gibi apaçık olduğunu haber vermektedir. bk. Buhari, Tabir, 1 Peygamberlerin Sultanına rüyayı sâdıka şeklinde vahiy gelmesi, risaletin ilk altı ayından sonra da kesilmemiştir. Bunun için, İnsanlığın İftihar Tablosu istirahat buyururken, Ashab-ı Kirâm'ın O'nu uykusundan uyandırmaktan ve vahyin kesilmesine sebebiyet vermekten çok çekindikleri nakledilmektedir. Rehber-i Ekmel'in "Refik-i A'lâ" deyip sevgililer diyarına gidişinden sonra, vahiy ve dolayısıyla vahiy olan rüyalar da sona ermiştir. Fakat, her mü'minin görmesi mümkün olan ilham kabilinden sâdık rüyalar bâkî kalmıştır, kıyamete kadar da sâdık mü'minler için bâkî kalacaktır. Buhari, Tabir, 5 Rüyadaki Gerçekten O mu? Mü'minin göreceği sâdık rüyaların başında, Fazilet Güneşi aleyhissalatü vesselamın şualarıyla aydınlanan rüyalar gelir. Çünkü, O'nun görüldüğü rüyalar doğruluk üzeredir ve bazılarının bir te'vîle ihtiyacı olsa da hepsi kesinlikle sâdıktır. Bir çok hadis kitabında rivâyet edilen bir hadis-i şerifte Efendimiz şöyle buyurmuştur"Rüyasında beni gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü, şeytan hiçbir şekilde benim suretime giremez." [bk. Buharî, Tabir 2, 10; Müslim, Rüya 10; 2266; Muvatta, Rüya 1, 2, 956]​İşte bu nebevi açıklama ve onun ihtiva ettiği hakikat üzerine ehl-i tahkik farklı görüşler üzerinde durmuşlardır Bazıları, ister sakallı ister sakalsız, ister uzun ister kısa, ister yaşlı ister genç, ne şekil ve surette görülürse görülsün, bir kimsenin kalbine rüyasında gördüğü kişi hakkında "Bu zat, Peygamberimizdir." şeklinde bir his doğması halinde, o zatın Peygamber Efendimiz olduğunu ise, Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselamın, rüyada kendi sima ve şemâili ile görüldüğü zaman Peygamberimiz olduğunu; aksi halde, şeytanın, Efendimiz'in şekil ve suretinin dışında, başka bir suretle ortaya çıkıp"Ben Muhammed'im" diyebileceğini ifade Rabbânî Hazretleri, "Efendimiz kendi şeklinde görüldüğü zaman hakkıyla görülmüş olur ki, şeytan O'nu temsil edemez." derken, ayrı bir ekol sahibi olan Muhyiddin İbni Arabî, "Ne şekilde ve surette olursa olsun, "Ben peygamberim" diye kişinin kalbine doğan zat Peygamberimizdir." demiştir. Alimlerin çoğunluğu, Muhyiddin İbn Arabî Hazretlerinin düşüncesine temayül göstermişlerdir. İmam-ı Nevevî Hazretleri de, ister bilinen sıfatları üzere, isterse bilinen vasıflarından başka bir surette görsün, sâlih rüyayı gören kimsenin her iki surette de Mahbûb-u Âlem Efendimiz'i hakikaten görmüş olacağını söyler. bk. Nevevi, ilgili hadislerin şerhi Kadi İyâz'a göre ise, Râsul-ü Ekrem'i bilinen sıfatlarından başka bir şekilde görenin rüyası te'vîle, tabire muhtaçtır. Rüyaya Yansıyan Hüzün Haddizatında, Habîb-i Edîb Efendimiz'i görmek ne şekil ve surette olursa olsun, alaküllihal bir müjdenin ifadesidir. Yaratılışın en anlamlı nüktesi Hazreti Fahr-i Âlem Efendimiz'in güzeller güzeli cemali, mübarek siyah saçları, siyah sakalı, endamlı bakışları, yüz çizgilerindeki tenasübü ve müstesna bir beşer güzelliği içindeki mahiyetiyle rüyada görülmesi ve bir insanın mir'at-ı ruhuna eşsiz kemal ve cemaliyle aksetmesi, o rüyayı gören insan için büyük bir bahtiyarlıktır. Zira, selef-i salihîne göre, rüyada Peygamber Efendimiz'i görmek gamdan sonra feraha, bir sıkıntının akabindeki rahatlığa, nimetlerin artmasına, tevbenin kabulüne, hepsinden öte ahirette şefaate nâil olma ve Cennet'te O'nun gül cemalini açıktan açığa görme yoluna girmeye işarettir. Nebîler Serveri'nin değişik şekillerde görülmesi ise, bir kısım manaları iş'ar eder. Şayet, Güzeller Güzeli, kendisine uygun ruh güzelliğinin dışa yansıdığı rüya esnasında o güzelliğin bazı yanları gitmiş olarak görülürse, bu durum, rüyayı gören insanın mir'at-ı ruhunda onu tamamiyle aksettirmeye mani bir kısım isin ve pasın bulunduğuna delalet eder. Mesela; bir kimse Allah Rasûlü'nü sakalsız görüyorsa, demek ki, o insanın mir'at-ı ruhunda Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz'in sakalını görmesine mani bir kusur var ve bu kusur O'nun güzelliğini bütün olarak müşahede etmesine engel oluyor. Öyleyse, bu insan, Şânı Yüce Nebî'yi rüyasına misafir ettiği için sevinse ve kendisini bahtiyar saysa da, böyle bir eksiklikten dolayı ruh dünyasına çeki düzen vermesi gerektiğini de gözardı etmemelidir. Şu kadar var ki, Ferîd-i Kevn ü Zaman Efendimiz'in şemâil-i hakikiyesiyle görülmemesi sadece vicdanın ve gönlün paslı olmasından değildir. Bazen rüyayı gören zatın veya onun temsil ettiği davanın, hareketin ya da milletin başına gelecek bir kısım musibetlerden ötürü Hüzün Peygamberi'nin mahzuniyet ve mükedderiyeti misal aleminden o şekilde temessül edebilir. Nitekim, Mahzun Nebi, rengi değişmiş, eski elbise giymiş veya bir azası eksilmiş görülürse, bu rüya o yerde dinin zayıflamasına ve bid'atların yaygınlaşmasına delalet eder. Belki, Rasûl-ü Ekrem'i sallallâhu aleyhi ve sellem o rüyada gören kimse Hak katında çok makbul ve mahbub bir insandır, gönül dünyası açısından da kusursuzdur; fakat, Sultân-ı Rusül'ün, sevdiği o insanın nazarına temessülü herhangi bir hadiseye karşı iç âlemindeki durum itibariyle olur. Mesela, mühim işleri omuzunda taşıyan bir zata, İki Cihân Serveri Efendimiz, gözleri yaşlı ve sakalını tıraş etmiş olarak mahzun bir çehre ile zuhur edebilir. Bunun manası -Allahu a'lem- şudur O zatın, dolayısıyla da davasının başına gelecek bir badireden ötürü, Hakikat-i Ahmediye aleyhissalatü vesselam müteessir olduğundan Şânı Yüce Nebî kendi şekl-i hakikisinin dışında görülmüş ve bir bakıma o işi teessürle karşıladığını ifade buyurmuştur. Yine, bir şahıs rüyasında Fahr-i Kâinat Efendimiz'i çok hüzünlü görür; O'nun Uhud'da başından aşağıya kanlar akarken dahi devamlı tebessüm eden mübarek çehresi mahzun, saçı ve sakalı ise dağınıktır. Vâkıa bu saç ve sakal dağınıklığı, Aleyhi Ekmel'üt-Tehâyâ Efendimiz'in mahiyet-i hakikiyesiyle alâkalı değildir; bu hal, Hakikat-i Ahmediye aleyhissalatü vesselam'ın kendi cemaati içindeki bir kısım arızaları temsil keyfiyetiyledir ve ümmet-i Muhammed'e yönelmiş bir belanın gelmekte oluşundandır. Bizim halihazırdaki dağınık ve perişan veya ileride dağılacak ve perişan olacak yönümüze nazar etmesi itibariyle Hakikat-i Ahmediye aleyhissalatü vesselam hakiki şeklinin haricinde, saçı-sakalı dağınık bir vaziyette temessül etmiştir. Aynı zamanda, Gönüllerimizin Gülü sallallahu aleyhi ve sellem'in hüzünlü ve münkesir görüldüğü rüyalar inananları uyarmakta; onları gelmekte olan bir musibete karşı hemen Cenâb-ı Hakk'a iltica etmeye, belalara kalkan olması için sadaka vermeye ve her hayırlı vesileyi muhtemel felaketleri defedici bir paratoner olarak değerlendirmeye çağırmaktadır. O Hep Aranızda Dolaşıyor!.. Ayrıca, ümmetinin her haliyle alâkadâr olan Şefkat Peygamberi bazen de Müslümanlara ümit vermek, onların aşk ü şevklerini artırmak, gönüllerine inşirah salmak ve bütün heyecanlarıyla bir kere daha vazifelerine sarılmalarını sağlamak için rüyaları şereflendirir. Nitekim, Beyan Sultanı aleyhi ekmelüttehâyâ "Nübüvvetten ümmete yalnız mübeşşirât kalmıştır." buyurur. "Mübeşşirât nedir, ya Rasûlallah?" diye sorulduğunda, "Sâlih rüyalardır" cevabını verir. Evet, Cenâb-ı Hak, sâlih ve sâdık rüyalar vesilesiyle mü'minleri müjdeler, gönüllerini şevke gark eder ve onları muştularla sevindirir. Meselâ, bir arkadaşınız rüyasında görür ki; Gül-i Rânâ Efendimiz geliyor ve sizin kâkül-ü gülberlerinizden tutarak, alnınızdan öpüyor.. öpüyor ve "Ohh.. sizler Cennet kokuyorsunuz" diyor. Siz "Bu iltifat da neden ya Rasûlallah?" diyorsunuz; O da, "Tam gönlüme göre hizmet ediyorsunuz; adımı dört bir yana duyuruyorsunuz!" buyuruyor. Bir başka arkadaşınız, âlem-i menâmda O'na mülâkî olunca, "Ya Rasûlallah, üç-beş kişi Senin adına bir yerde toplansa, oraya mutlaka Ashâb-ı Kirâm'dan birini gönderirmişsin, bu doğru mu?" diyor. Gönüllerin Efendisi, bu soruyu tebessümle karşılıyor ve şu cevabı veriyor "Önceden öyleydi; ama şimdi zaman, âhirzaman. Kardeşlerimin daha çok himmete ihtiyacı var. Artık nerede üç-beş kişi benim adıma bir araya gelirse, onların yanına bizzat ben gidiyor ve ruhâniyetimle aralarında yer alıyorum." İşte, her durakta bir sürü hain düşüncenin rengârenk masallar ürettiği, masalların birer büyü gibi dinleyenleri uyuttuğu, bâtıla açık şuuraltlarının aldatan rüyalar gördüğü; küfre şahlık urbalarının, diyânete cadı elbiselerinin giydirildiği, ruhun gözlerine kezzap dökülüp vicdan mekanizmasına civa akıtıldığı, çevrede serpilip gelişen yeşilliklerin çehresine zift serpiştirildiği.. ve her şeyin olduğundan başka gösterilmeye çalışıldığı bir zaman diliminde Rahmeti Sonsuz, bu türlü mübeşşirât ile inananları takviye ediyor, aşk u şevke getiriyor ve gönüllerini ümit şualarıyla şenlendiriyor.. şenlendiriyor ve rüyaların diliyle adeta "Siz hizmetinize bakın; Ben Kimsesizler Kimsesiyim, sizin de kimsenizim, Siz kendinizi değiştirmedikten ve gaye-i hayalinizi terk etmedikten sonra düşmanlığa yenik ruhların hücumları size zarar veremeyecektir. Habîb-i Ekrem hep içinizde, yanınızda, yakınınızda bulunacak ve size müzâhir olacaktır!" diyor, ümitlere fer, dizlere derman ve kalblere inşirah veriyor. Teveccüh Şahsa değil Şahs-ı Manevîyedir Ne var ki, bu türlü rüyaları gören insanlar, ondaki iltifat ve takdirleri kendi üzerlerine almama hususunda âzamî hassasiyet göstermelidirler. Fahr-i Kâinat Efendimiz'in aleyhi ekmelittehâyâ sâdık rüya ve murakabelerde tenezzülen asrın garipleri arasında dolaşması, onların müesseselerini ziyaret etmesi ve bazı şahıslara hususi iltifatlarda bulunması iman hizmetinin kerametinden başka bir şey değildir; şahsî meziyet ve şahsî kemalât adına ortaya konan gayretlerle bu takdirlere mazhariyet düşünülemez ve düşünülmemelidir. Alnı öpülen, alkışlanan, takdir ve tebcil edilen şahs-ı manevîdir ve Rasûl-ü Ekrem Efendimiz'i gören kim olursa olsun, meseleyi bu açıdan değerlendirmelidir. Diğer taraftan, bir insan, Hazreti Rûh-u Seyyid'il-Enâm'la temessülen görüşürken ondan bazı emirler ve haberler de almış olabilir. Bu görüşme esnasında Peygamber Efendimiz'den duyduğuna inandığı sözler eğer şer'î ölçülere muhâlif ise, -işin içinde Hazreti Sâdık u Masduk bulunduğu için bunu farz-ı muhâl çerçevesinde dahi olsa ürpererek söylüyorum- o insan kesinlikle şer'î ölçülere ters düşen o ifadeleri tatbik edemez ve Sultân-ı Enbiyâ ile görüşmesini kendisi için delil sayamaz. Andelîb-i Zîşân Efendimiz'in bir insana rüyasında bazı şeyler söylemesi mümkündür, ancak rüyadaki o sözlerin geçerliliği, Kitap ve Sünnet'te açıklanan, İslam alimlerince yorumlanıp yazılan kurallara uygun olmasına bağlıdır. Peygamber Efendimiz'in misalini bilhassa arz ediyorum ki, diğer büyük zatları görüp onlardan bazı emirler aldıklarını söyleyenler için de bir ölçü ki, insan temessül etmiş şekilleriyle nebileri ya da velileri görse ve onların sözlerine muhatap olsa, yine hüküm değişmez; söylenenler şer'î ölçülere tatbik edilir ve davranışlar ona göre ayarlanır. Evet, rüyalar Kitap ve Sünnet gibi teşrîin gerçek kaynakları yanında hüccet ve delil sayılabilecek kriter ve kurallar değildir; asıl olan, Kitab'a ve Sünnet'e uymak, rüyaları da sübjektif birer işaret saymaktır. Dahası, İnsanlığın İftihar Tablosu'nu rüyasına misafir eden bir kimseye bir sır verilmiş demektir. Bu talihli insan, Rasûl-i Ekrem Efendimiz'in sallallâhu aleyhi ve sellem o mukaddes sırrını ulu orta fâş etmemelidir. Şayet, o rüyada iman kardeşlerinin, dost ve arkadaşlarının kuvve-i maneviyelerini takviyeye medar olabilecek bir durum varsa, işte o zaman duyduklarında inşiraha kavuşacaklarını ve aşk u şevke geleceklerini umduğu kimselere onu anlatmasında bir mahzur yoktur. Ne var ki, öyle hâlis bir niyetle sırrını paylaşırken bile nefsin gururuna bâdi olabilecek hususları gizlemek ve mümkünse rüyayı göreni meçhul bir sevgi kahramanı olarak zikretmek en doğru yol olsa gerektir. Zira, Hak kapısının sâdık bendelerine düşen, müşahedelerini anlatmaktan, rüyalarını ve yakazalarını başkalarına söylemekten kaçınmaktır; böyle bir sükûtta hem selâmet hem de ilâhî esrarı ketmetmedeki Hakk'a saygı vardır. Rüyada peygamber efendimizin ismini görmek nedir kafasını kurcalayan sorunların biteceğine, kişinin becerilerinin farkına varılacağına, araba ya da ev alma konusunda bazı adımlar atılacağına, kavgaların ve huzursuzlukların son bulacağına, işlerinin aksayacağına, çok büyük sorunlar ile karşılaşacağına, sevdiği kişilerden büyük zarar göreceğine, elinde bulunan mal mülkü sermaye olarak ortaya koyarak kendisi için hayırlı olacak bir iş kuracağına, mutlu ve huzurlu bir kişi olunacağına, ömür boyu kazanç getirecek bir işinin olacağına rivayet etmektedir. Duygularınız mantıklı karar almanızı engelliyor. Rüyada peygamber efendimizin ismini görmek nedir çevresindeki kişilerden çok takdir göreceğine, her zaman el üstünde tutulacağına, sağlık durumunun yakın bir zaman içinde bozulacağına işarettir. Rüyada peygamber efendimizin ismini duymak büyük ve başarılı adımlar atacağına, işlerinin her geçen gün daha büyük kazanç sağlayacağına ve eline geçen tüm fırsatları değerlendirip kendisine çok iyi bir gelecek kurmak için büyük çaba sarfedeceğine, sağlık sorunlarının ve borçlarının biteceğine yorulur. Rüyada peygamber efendimizin ismini söylemek diyanet cesaretinin kırıldığı konulardan yana güveninin yerine geleceğine, uzun uğraşlar sonunda büyük bir işin altından kalkacağına rivayet eder. Rüyada peygamber efendimizin ismini yazılı görmek hayatının ilerleyen zamanlarında kendisini kanıtlayabileceği bir fırsat yakalayarak kısa süre içinde şöhret olacağına, hayırlı ve de uğurlu olacak girişimlerde bulunacağına yorulmaktadır. Rüyada peygamber efendimizin ismini okumak sevdiği kişiler ile daha çok vakit geçireceğine, hayal ettiği şeylere kısa bir zaman içinde ve hiç sıkıntı çekmeden kavuşacağına, sağlıklı bir ömür süreceğine delalettir. Rüyada peygamber efendimizin ismini duymak nedir işlerin düzgün gideceğine, ticaretinin açık, kazancının da garanti ve sabit olacağına rivayet etmektedir. Rüyada peygamber efendimizin ismini görmek ticaret ehli kimse olacağına, sektörde ve pazarda önemli bir yer edineceğine, kısmetinin artacağına delalet eder. Rüyada peygamber efendimizin ismini aksine işe neredeyse köstek olacağına, girilen bütün işlerde büyük başarılar kazanılacağına, sevilen kişilere maddi ve manevi açıdan yardımcı olunacağına, gayrimenkul işine girileceğine işarettir. Bu web sitesi, size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezler kullanır. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikası Sual Rüyada Peygamberimizi gören muhakkak Onu mu görmüş olur?CEVAP Rüyada Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur. Şu sebeple şeytan Onun şekline giremez. Fakat şeytan başka şekle girip görünebilir. Resulullah efendimizi tanımayan kimsenin, bunu ayırması kolay âlimler de, Peygamber efendimizi değişik şekilde görmek, gene Onu görmek olur. Fakat bu, o kişinin dindeki noksanlığına alamettir. Peygamber efendimizi rüyada gerçek şekliyle gören ve mümin olarak ölen hepimiz Cennete gider şeriflerde buyuruldu kiBeni rüyada gören, hakkaten beni görmüştür. Ben her surette görünürüm. [Deylemi]Beni rüyada gören, hakkaten beni görmüştür. Şu sebeple şeytan benim şeklime giremez. Ebu Bekri Sıddıkı gören de, hakkaten onu görmüştür. Şeytan onun da suretine giremez. [Hatib]Beni rüyada gören, uyanıkken görmüş gibidir. [İbni Mace]Beni rüyada gören, Cehenneme girmez. [İbni Asakir]Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki İbni Sirin’e gore, rüyayı gören, Resulullahı vefatı zamanında bulunmuş olduğu biçim suretiyle görmüşse hakikaten onu görmüş anlama gelir. İbni Arabi hazretleri şeklinde bazı âlimler ise, Resulullahı hayatta bulunmuş olduğu şekilde görmek koşul değildir dedi. Resulullahı malum sıfatları suretiyle görmek, bizzat Peygamber efendimizi görmektir. Malum sıfatlardan başka şekilde görmek, Resulullahın misalini algı cesetleri yer değiştiremez. Bundan dolayı Peygamber efendimizi bulunmuş olduğu surette görmek, Onun hakikatini algı etmektir. Vasıflarından başka bir halde görmek ise, misalini algı İyad’a gore, Resulullahı malum sıfatından başka bir halde görenin rüyası tevile, tabire muhtaçtır. İmam-ı Nevevi ise, sahih olan rüyayı gören her iki surette de Resulullahı hakikaten görmüştür. İster malum sıfatı suretiyle, isterse malum sıfatından başka bir surette görsün gençlik, orta yaşlılığı ve ihtiyarlık zamanlarında ve ömrünün sonunda olan malum suret ve sıfatlarından biri üstüne görülen rüya tabire muhtaç değildir. Eğer bunlardan birine benzemiyorsa, tabire muhtaç olur. Bunun için bazı tabircilere gore, bir kimse, Resulullahı yaşlı görse, selamete erişmeye; genç görse, bu kimsenin iyi hâlli oluşuna, şöhrete erişmesine ve onun düşmanına galip gelmesine delalet eder. Tebessüm ettiğini görse, rüya sahibinin sünnet-i seniyeye uyduğuna delalet kızgın bir halde görmek, o kimsenin hâlinin fena olmasına delalet eder. Güzel bir surette görmek, rüya sahibinin dince güzelliğine, kutsal vücudunda noksanlık görmek, rüyayı görenin noksanlığına delalet eder. Şu sebeple Resulullah oldukça parlak bir ayna gibidir ki, o aynaya bakan kendi şeklini bu şekilde uygun şekillerde görmekte büyük faydalar vardır. Şu sebeple Resulullahı bu durumda görmekle rüyayı görenin durumu bilinir ve gafletten uyanır. Öteki peygamberleri de rüyada görmek böyledir. Şu sebeple şeytan, peygamberlerin ve melaikenin suretine giremez. Rüyada Resulullahı görenin durumu iyi ve gönlü şen olur. Eğer o kimse kederli ve kederli ise, üzüntü ve kederinden kurtulur yada hapis ise hapisten görenler, muhasara altında yada kıtlık içinde iseler onlar bu şeklinde durumlardan kurtulur ve mazlum iseler zafere ulaşırlar. Eğer korku hâlinde iseler güvenilir ekremin kendisine teveccüh gösterdiğini yada bir şey öğrettiğini ya da namazında ona iktida ettiğini ya da Resulullah’ın güzel bir şey yedirdiğini yada layık bir elbise giydirdiğini, yada ona hayırlı yakarma ettiğini gören, iyiliği emreden ve kötülüğü nehyeden şahıs olur. Rüyayı gören âlim ise, bilimsel ile amel eder. Âbid ise, feyze kavuşur. Günahkâr ise, tevbe eder, kâfir ise, hidayete sahibi korku içinde ise, düşmanlarından güvenilir olur. Kendisine şefaat edilir. Şu sebeple Resulullah efendimiz şefaat Resulullahı görmek, sözünde doğru ve vaadinde durmaya delalet eder. Kimi zaman de büyük bir makama nail olur. Rüya sahibi yolcu ise ve kuraklık çekiliyorsa, yağmurun yağmasına delalet eder. Şu sebeple su bulunmayan yerde, Resulullahın kutsal parmakları arasından su akmış bir yerde rengi değişmiş yada bir a’zası noksan görülürse, bu rüya o yerde dinin zayıflamasına ve bid’atin meydana çıkmasına delalet eder. Resulullahın üstünde eski elbise görmenin tabiri de vefat ettiğini görenin kendi akrabasından şerefli bir zatın vefatına delalet eder. Eğer Resul-i ekremin bir yerde cenazesini görse, orada büyük bir musibet kendisine dünya malından yada yiyecek ve içecek bir şey verdiğini gören, verilen şeyin şerefi nispetince erişeceği bir hayra delalet eder. Bir kimse rüyada onun kutsal elbiselerinden birini giyse yada Peygamber efendimiz kendisine elbisesini verse, o kimse mülke erişir. Fukara ise, varlıklı olur, bekârsa sürme çektiğini gören, dininde salih olur. Onun oldukça güzel bulunduğunu görmek, rüya sahibinin oldukça dindar olduğuna delalet eder. Resulullahı buğday benizli gören, heva ve hevesi terk eder, tevbe etmeyi tercih eder. Beyaz tende bulunduğunu gören, Tanrı’a tevbe eder. Güzel amel yapar ve yolunu sakal-ı şeriflerinin siyah bulunduğunu ve beyazlık bulunmadığını gören, luk ve büyük bir ucuzluğa kavuşur. Sakalına aklık karıştığını görenin güçlü oluşuna ve düşmanına galip gelmesine delalet ekremi kendi mescidinde yada harem-i saadetinde gören, kuvvet, izzet ve yüceliğe erişir. Resulullahın kabri şerifini gören, varlıklı olur, hapis ise kurtulur. Kabr-i şerifi ziyaret ettiğini gören, büyük bir mala peşinden yürüdüğünü görenin, sünnete uyduğuna delalet eder. Resulullahı ayakkabısız görse, rüya sahibinin cemaatla namazı terk ettiğinden, ona, cemaatla namaz kılması için emrettiğine delalet eder. Resulullahın mestlerini giydiğini görmesi, Resulullahın o hiç kimseye Tanrı yolunda cihad yapması için emrettiğine delalet ile müsafeha yaptığını görenin sünnet-i Resulullaha uyduğuna delalet eder. Resulullah kendisine rüyada hurma ve bal şeklinde güzel ve hoş bir şey ikram etse, Kur’an-ı kerimi ezberler ve ona verilen şey miktarınca ilim elde efendimizin hutbe okuduğunu gören, iyilikle buyruk ve kötülükten nehyeder. Resulullahın kendisine bir şey verdiğini gören kimse, ilme nail ve hakka tâbi olur. Resulullahın kendisine verdiği şeyi almadığını görse, o kimse bid’at uzun boylu bir delikanlı suretinde görmek, insanoğlu içinde çıkacak fitneye delalet eder. Resul-i ekremi yaşlı bir halde görse, insanların afiyette olmalarına delalet eder. Resulullahın kendisine kızdığını yada kendisiyle savaşım ettiğini yada sesini onun sesinden daha çok yükselttiğini görenin, dinde çıkaracağı bir bid’ate delalet eder. Resulullahın herhangi bir yerde vefat ettiğini gören, o yıl orada vefat efendimizi rüyada görmek için Peygamber efendimizi rüyada hakiki şekliyle görebilmek için muntazam itikada haiz olmak, ibadetleri yapmış olup haramlardan kaçmak ve oldukça salevat-ı şerife getirmek lazımdır. Hadis-i şerifte buyuruldu kiCuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup merhaba verdikten sonrasında bana bin salevat okuyan, diğeri Cumaya varmadan beni rüyada görür. [Şir’a]Hazret-i Ömer, Bir mümin, Abher namazını kılıp da Resulullahı rüyasında görmezse, ben Ömer değilim. Vallahi billahi ki, Allahü teâlâ, bu namazı kılanın işini görür, dilediğini verir, günahı ne kadar oldukça olsa da, hepsini affeder, ölürken susamaz, kabrine çiçekler döşenir. Kabrinden kalkarken de, başına keramet tacı konur buyurdu. Hazret-i Ali de, Resulullahı görmek istediğim vakit, Abher namazını kılarım namazı, 4 rekatlık nafile bir namazdır. İkinci rekatta, oturulunca Ettehiyyatüden sonrasında salli barik okunması mümkün. Her rekatta bir Fatiha, on kere Kadir suresi okunması mümkün. Sonrasında rükudan ilkin, 15 kere Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber tesbihi okunması mümkün, sonrasında rükuya varılır, rükuda 3 kere Sübhane rabbiyel azim dendikten sonrasında 3 kere yukarıdaki tesbih okunması mümkün. Sonrasında doğrulup, kavmede, doğrusu ayakta iken aynı tesbih 3 kere daha okunması mümkün. Secdeye varılır, 3 Sübhane Rabbiyel a’ladan sonrasında, aynı tesbih 5 kere okunması mümkün. Sonrasında ikinci secdeye gidilir. İki secde içinde tesbih 3 rekat da bu şekilde tamamlanır. Selamdan sonrasında konuşmadan Kadir suresi on kere okunması mümkün. Sonrasında aynı tesbih 33 kere okunup Cezallahü Muhammeden anna ma hüve ehlühü efendimizi rüyada gören müslüman, ölene kadar o hâlini muhafaza ederse rüyada görmek Sual Bazıları, Peygamberi rüyada gördüm, bana şöyleki bildirdi diyerek, dine aykırı şeyler söylüyorlar. Şeytan, Peygamberin kılığına giremeyeceğine gore, bu iyi mi oluyor?CEVAP Birincisi, Resulullahı görmüş olduğu yalan olabilir. İkincisi, dine aykırı olduğuna gore, görülenin Resulullah olmadığı kesindir. Şeytan, başka şekle girip, ben Peygamberim diye yalan söyleyebilir. Peygamber efendimizi tanımayan da, o şekli Resulullah zanneder. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki Resulullahın hakiki şeklini, rüyada tanıyabilmek oldukça güçtür. Bunun için, rüyalara iyi mi güvenilebilir? Şeytan, Resulullahın yüksek şanına yakışacak bir halde, o Serverin ismiyle görünemez. Melun şeytan, düşmanlığını burada da izah edebilir. Araya karışarak, olmayan şeyi olmuş şeklinde izah edebilir. Rüya göreni şaşırtır. Kendi sözlerini ve işaretlerini, onun sözleri ve işaretleriymiş şeklinde gösterir. Resulullah vefat ettikten sonrasında, bir kimse uykuda, hisleri çalışmazken ve yalnızken, iyi mi olur da, rüyanın şeytanın karışmasından korunduğunu ve onun değiştirmediğini anlayabilir? 1/273Resulullahı uygun olmayan bir halde görmek, aslına bakarsanız o kişinin bid’at yada günah işlediğini gösterir. Bunun için, rüyada söylendi denilen, dine aykırı laflara saygınlık edilmez. [Mesela, Şeyh Ahmet vasiyetnamesi isimli yazıda, Resulullahı gördüm denmesi tamamen yalandır.]Peygamber efendimizi rüyada görmek Sual Bazı kimseler, Peygamber efendimizi rüyada görerek bazı şeyleri sorup öğrendiklerini söylüyorlar. Bu tarz bir olay mümkün müdür ve bunlara saygınlık edilebilir mi? Yanıt Mevzu ile ilgili olarak, İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Mektûbât kitabında buyuruyor ki “Resûlullah efendimizin kendi şeklini ve hele rüyada tanıyabilmek oldukça güç olacağı meydandadır. Bunun için, rüyalara iyi mi güvenilebilir? Âlimlerin çoğunun söylediğine uyarak ve Resûlullah efendimizin yüksek şanına yakışacak suretiyle, şeytanın hiçbir şekilde o Serverin adı ile görünemeyeceğini söylersek, o şekilden emirler almak ve onun beğenip beğenmediğini idrak etmek kolay değildir. Melun şeytan araya karışarak, olmayan şeyi olmuş şeklinde izah edebilir. Rüya göreni bilmiş olduğu şeklinde, bigün Peygamber efendimiz Eshâbı ile oturuyordu. Kureyş’in ileri gelenleri orada idiler. Resûlullah efendimiz onlara Vennecmi suresini okudu. Onların putlarını özetleyen âyet-i kerimeye ulaşınca, melun şeytan putları öven birkaç sözü, o Serverin aleyhisselam sözüne ekledi. Dinleyenler, bu tarz şeyleri da o Peygamber efendimizin sözü sandılar. Orada bulunan kafirler bağırmaya başlayarak, Muhammed aleyhisselam bizimle barış yapmış oldu, putlarımızı övdü dediler. Peygamber efendimiz şeytanın sözlerini anlamadı. Ne oluyorsunuz? diye sordu. Eshâb-ı kiram, siz okurken bu sözler de araya karıştı dediler. O Server aleyhisselam oldukça üzüldü. Derhal Cebrâîl aleyhisselam vahiy getirdi. O sözleri şeytanın karıştırdığı, tüm Peygamberlerin sözlerine de karıştırmış bulunduğunu bildirdi. Allahü teâlâ, o sözleri âyet-i kerime arasından ki, Peygamber efendimiz hayatta ve uyanık iken, şeytan o Serverin sözüne kendi bozuk şeylerini karıştırıyor ve asla kimse bunu ayıramıyor. O Server vefat ettikten sonrasında bir kimse uykuda hisleri çalışmaz ve yalnız iken, iyi mi olur da, rüyanın şeytanın karışmasından korunduğunu anlayabilir? Doğru olan rüyalar, oldukça olur ki, görüldüğü şeklinde çıkmaz, tabir etmek lazım gelir. Demek ki, rüyalara kıymet vermemelidir. Her şey, insan uyanık iken vardır. Bu tarz şeyleri uyanık iken görmeye çalışmalıdır. Uyanık iken görülen, bulunan şeylere güvenilir. Bunlar, tabir etmek istemez. Rüyada ve hayalde görülen şeyler de, rüya ve hayaldir.”

rüyada peygamber efendimizi ışık şeklinde görmek