🎃 Hacivat Ve Karagöz Bilgi Dağarcığı
Gözünü kestirdiği Hacivat’a sokulamayan Karagöz, mimarbaşının malzeme almak için şehre gitmesini fırsat bilmiş ve yanına sokulmuş Hacivat’ın. Hacivat can dostunu yanında görünce sevinmiş ve ona dönmüş demiş ki; – Hacivat: Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin. – Karagöz: Şule levendim, turp dikenim hoş
Karagöz Metinleri II. Bu yazıda “Muhavere” denilen bölümü çözümlemeye çalışacağız Muhavere, genellikle Karagöz ve Hacivat'ın birlikte söyleşisi anlamında Karagöz oyunlarında ikinci bölümdür. Kelime aynı zamanda geleneksel tiyatromuzda her tür ikili konuşmayı belirtirken de kullanılır.
KaragözVe Hacivat’ın Gerçek Hayatı Karagöz ve Hacivat’ın gerçekte yaşayıp yaşamadıklarına ait kesin bir bilgi yoktur.Ancak Hacivat ve Karagöz hakkında bilinen her şey söylentiler üzerine kuruludur. Bu yüzden karagözün ve hacıvatın hayatı hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki
Karagözoyununun klasik dağarcığı 28 oyundan oluşur. Karagöz oyunları çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır. Cevdet Kudret (1968: 23) oyunları kâr-ı ka-dim ve nev-icâd olarak ikiye ayırırken, And (1969: 248) en eski oyunlar, meşruti-yet çağının oyunları ve cumhuriyetten sonraki oyunlar olarak, Sakaoğlu (2003:
Türkgölge tiyatrosu baş kişileri “Karagöz ile Hacivat'ın” isimlerine ise ilk kez 17. yüzyılda Evliya Çelebi seyahatnamesinde rastlıyoruz.
Konu Karagöz İle Hacivat Konuşmaları. Hacivat birkaç gündür görmediği Karagöz'ü sağda solda arar, bulamaz. Sorar soruşturur bilen, gören yoktur. Son çare olarak evine gider. Karısı Karagöz'ün üç gündür evin samanlığında olduğunu ve yemeğini bile orada yediğini söyler. Hacivat bahçeden samanlığa geçer.
Karagözoyununun en önemli kişileri; Karagöz ve Hacivat’tır. Okumamış, cahil halkı temsil eden Karagöz ve aydın kişileri temsil eden Hacivat birer tiptir. Oyunda Karagöz, Hacivat’ın kullandığı yabancı sözcükleri anlamaz görünüp sözcüklere yanlış anlamlar yükler ve Hacivat ile de alay eder.
9facyfC. Sirin’in Köşkü Emin Şenyer yapımı Deriden yapılan tasvirlere arkadan vuran ışığın tasvirlerin gölgesini beyaz bir perde üzerine yansıtması temeline dayanan gölge oyunu doğu kültürlerine özgü bir sanattır ve ortaya çıkışı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre Çin hükümdarı Wu 140-87 karısının ölümü üzerine derin bir üzüntüye kapılır. Şav Wong adlı bir çinli, hükümdarın üzüntüsünü hafifletmek için sarayın bir odasına gerdiği beyaz bir perdenin arkasından geçirdiği bir kadının perde üzerine düşen gölgesini ölen kadının hayali diye sunar Bizdeki Karagöz ve Hacıvat efsanesine benzerlik dikkat çekicidir. Bir başka rivayete göre ise Hint’ten çıkmış 4. ve 5. yüzyıllarda Java’ya geçmiş ve buradan da batı dünyasına yayılmıştır. Gölge oyunu tekniğinin Türk toplumunda ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bir görüşe göre Çinlilerden Moğollara onlardan da Türklere geçmiştir. Daha sonra da Türk akınlarının istikametine paralel olarak batıya geçmiştir. Bu tekniğin Türk halk kültüründe ortaya çıkışı ve ne zaman Karagöz ve hacıvat olarak biçimlendiği hakkında değişik görüşler vardır. Bunlardan en yaygın olanı Sultan Orhan devrinde 1324-1362 Ulucami’nin inşaatı sırasında Bursa’da geçmiştir. Cami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bâli Çelebi Karagöz ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz Hacıvat arasında geçen nükteli konuşmaları dinlemek isteyen işçiler işi gücü bırakıp onların etrafında toplanır, bu yüzden de inşaat yavaş ilerlermiş. Bu durumu öğrenen padişah her ikisini de idam ettirmiş. Bir rivayete göre ise Karagöz idam edilmiş, Hacıvat ise hacca giderken yolda ölmüştür. Daha sonra çok pişman olan padişahı teselli etmek isteyen Şeyh Küşterî başından beyaz sarığını çıkarıp germiş ve arkasına bir şema ışık yakarak ayağından çıkardığı çarıkları ile de Karagöz ve Hacıvat’ın tasvirlerini canlandırıp nükteli konuşmalarını tekrar etmiş. O tarihten sonra da Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. Günümüzde de Karagöz perdesine Şeyh Küşterî meydanı denir ve Şeyh Küşterî Karagözcülüğün pîri kabul edilir. Yalnız burada üzerinde durulması gereken nokta şudur ki; Bursa’daki Ulu Cami Sultan Orhan döneminde değil, Yıldırım Bayezid döneminde yapılmıştır. Dolayısıyla bu söylenti gerçek olamaz. Karagöz hakkında ilk kesin belge şehzadelerin sünnet şölenini anlatan 1582 tarihli Surname-i Humayun’dadır. Derslerinizde kullanabileceğiniz Karagöz konulu video dosyasını indirmek için aşağıdaki linke tıklayınız. Dk. 212 MB Emin Şenyer Adapazarı Enka İlköğretim okulunda gösteri sonrasında seminer verirken Ve izleyen öğrenciler aşağıda Tiyatro kürsüsü eski başkanlarından Prof. Metin And’a göre ise, 1517 yılında Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük sultanı Tumanbay’ın asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın da görmesini arzu ederek İstanbul’a getirmesiyle gölge oyunu Anadolu’ya girmiştir “Türkler 16. yüzyılın başında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısır’dan almışlardır. Mısır oyunlarında birbirinden kopuk sahneler bulunduğu için ilk başlarda Türk gölge oyunlarında da buna uyulmuştur. Ayrıca, Mısır gölge oyunlarında belirli, kalıplaşmış kişilere pek rastlanmaz. Nitekim 16. yüzyılda Karagöz ve Hacıvat’ın adını pek duymayız. Böylece, Mısır’dan alınmış olan bu yeni oyuna zamanla Türk yaratıcılığı katılmış, çok renkli, hareketli bir biçim verilmiş, kesin biçimini aldıktan sonra da Osmanlı İmparatorluğunun etki alanı çevresinde yayılmıştır. Böylece gölge oyunu Mısır’a yani geldiği yere bu yeni biçimiyle dönüp yerleşmiştir. Nitekim bir çok gezgin, 19. yüzyılda Mısır’daki gölge oyununu anlatırken, bunun karagöz olduğunu, Mısır’a Türkler tarafından sokulduğunu ve çoğunlukla Türkçe oynatıldığını belirtmişlerdir. ”1 Hacıvat Karagöz neden öldürüldü filminde oynattığım gölge oyunu videosu Sayın Prof. Metin And’ın bu görüşüne karşılık olarak ise Cevdet Kudret şöyle yanıt vermektedir; “Geleneksel tiyatromuz üzerindeki çalışmalarıyla konuya yeni belgeler ve görüşler kazandıran değerli incelemeci Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu adlı büyük eserinde gölge oyununun Türkiye’ye 16. yüzyılda gelmiş olduğunu ve Türkiye’de gölge oyununun varlığını kesin olarak gösteren kaynaklara da 16. yüzyılda rastlanmakta olduğunu ileri sürmüştür. Kitabımızın ön yazısında da sözünü ettiğimiz üzere İbni İlyas adlı bir Arap tarihçinin eserinden öğrendiğimize göre 2 Yavuz Mısır’ı aldığı yıl 1517, Cize’de seyrettiği bir gölge oyununu çok beğenmiş, Memluk Sultanı 2. Tumanbay’ı nasıl idam ettirdiğini gösteren bu oyunu oğlu veliahd Süleyman Kanuni’ın da görüp eğlenmesi için Mısır’lı hayalciyi İstanbul’a götürmek istediğini bildirmiştir. Metin And, bu belgeyi gölge oyununun Türkiye’ye 16. yüzyılda Mısır’dan gelmiş olduğu üzerine kesin bir kanıt olarak görmekte ve Türkler 16. yüzyılın başında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısır’dan almışlardır demekte; 13. yüzyıldaki Mısır gölge oyunlarıyla 16 yüzyıldaki Türk gölge oyunları arasında ortak noktalar bulunduğunu belirttikten ve Mısır gölge oyunu tasvirleriyle Türk gölge oyunu tasvirleri arasındaki benzerliklere de işaret ettikten sonra 16. yüzyılda Türkiye’de gölge oyunu üzerine belgelerin birden bire artmış olması ve kukla için kullanılan hayal’i gölge oyunundan ayırmak için hayal-i zıll veya zıll-i hayal deyimlerinin gene bu yüzyılda kullanılmış olmasının bu görüşü destekleyen kanıtlar olduğunu söylemektedir. Muğla Üniversitesi Öğrencileri ile birlikte Gerçekten de, eski Mısır gölge oyunlarıyla Türk gölge oyunları arasındaki benzerlik, bu oyunun Türkiye’ye Mısır yoluyla geldiğini gösteriyor; fakat bunun 1517 de geldiği yolundaki kanıtlar yeterli görünmemektedir. Bir kere, Anadolu ile Mısır arasındaki siyaset ve askerlik ilişkileri 13. yüzyılın ikinci yarısına kadar çıkmaktadır Mısır’da kurulan 1250 Memlûk İmparatorluğu’nun Anadolu’daki Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları beyliklerinin metbûu olduğu, hatta başka beylikler üzerinde de hak iddia ettiği; 1. Baybars hük. 1260-1277’ın Anadolu’yu İlhanlı egemenliğinden kurtarmak üzere, bir kısım Anadolu Türk beylerinin çağrısı üzerine Anadolu’ya gittiği, İlhanlı ordusunu yedikten sonra Kayseri’ye kadar ilerlediği 1277 biliniyor. Anadolu’nun Mısır’la olan siyaset ilişkileri daha sonraki yüzyıllarda da sürmüştür. Bundan başka, Memlûkler devrinde Mısır, İslam dünyasının en büyük kültür merkezlerinden biri idi. Bütün İslam memleketlerinden, bu arada Anadolu’dan da bir çok öğrenciler Mısır’a gitmekte idi. sözgelimi, Simavna Kadısı-oğlu Şeyh Bedrettin 1359-1417 Kahire medresesinde okumuş, sonra da Sultanın oğluna hocalık etmişti Siyaset ve askerlik ilişkileri yanında bu kültür ilişkileri, Mısır gölge oyununun Anadolu’ya daha önceki yüzyıllarda gelme olanağı bulunduğunu gösterir. Nitekim, Mısır’la Anadolu arasındaki ilişkilerin özellikle yüzyıllardaki yoğunluğu ve Mısır’da gölge oyununun 13. yüzyılda varlığını bildiren belgelerin yanı sıra, Anadolu’da gölge oyununun Sultan Orhan hük 1324-1362 devrinde meydana geldiği yolunda bir söylentinin bulunması dikkate değer. Kaldı ki, halk arasında kuşaktan kuşağa sürüp giden söylenti ve mekabelerde çoklukla bir gerçek payı vardır. Son Memlûk sultanının idamını perdeye yansıtan Mısır’lı hayalciyi Yavuz’un İstanbul’a götürmek istemesini, gölge oyununun o tarihte Türkiye’ye girdiği anlamında değil, padişahın yaptığı işleri canlandıran bir oyunu oğluna ve İstanbul seyircisine gösterme göstermek istemesi yolunda yorumlayabiliriz. Nitekim bugün bir hükümet ya da devlet başkanının yabancı bir tiyatro topluluğunu Türkiye’ye çağırması, Türkiye’de daha önce tiyatro bulunmadığı anlamına gelmez.” 3 Evliya Çelebi’ye göre ise; Efelioğlu Hacı Eyvad, Selçuklular çağında Mekke’den Bursa’ya gidip gelen Yorkça Halil diye tanınmış biridir. Bu yolculuklardan birinde kendisini eşkiyalar öldürmüştür. Karagöz ise Bizans Tekfuru Kostantin’in seyisi olup Edirne dolaylarında Kırk Kilise’den kıptî Sofyozlu Balî Çelebidir. Yılda bir kez Tekfur kendisini Alaeddin Selçuki’ye gönderdiğinde Hacıvat ile buluşup konuşurlardı. Gölge oyunu sanatçıları onların söyleşmelerini gölge oyunu olarak oynatırlardı. Ancak bilindiği gibi Anadolu Selçuklu devleti 1308-1318 yıllarında son bulmuştur, Evliya Çelebi ise 1611 yılında doğmuştur. Evliya Çelebi’nin kendi doğumundan yaklaşık 300 yıl önceki bir olay hakkındaki görüşlerinin güvenilirliği yoruma açıktır. Kırklareli Halk Eğitim Merkezi gösterimiz Karagöz sanatının Hindistandan batıya göç eden çingeneler yoluyla ya da İspanya’dan göç eden Yahudiler yoluyla Anadolu’ya geldiğini söyleyenler de çıkmıştır ancak bu tür görüşleri ortaya atanlar sağlam bir kanıt gösterememektedirler. Karagöz ile Hacıvat’ın gerçekten yaşayıp yaşamadıkları ise hiçbir şekilde ispat edilememiştir. Bir dönem basında köşe yazarları Karagöz ve Hacıvat’ın gerçek birer kişi mi yoksa bir hayal ürünü mü olduğu hakkında uzun süreli yazılar yazmışlarsa da bu konu hiç bir zaman açıklık kazanamamıştır. Bu konuyla ilgili olarak Selim Nüzhet gerçek, Türk temâşası adlı kitabında şöyle diyor “…Tarihlerde, karagözün yaşadığına veya yaşamadığına dair kati hiç bir vesika olmadığına ve gördüğümüz veçhile mevcut malumatın indi bir takım mülahazalardan ibaret bulunduğuna göre bir hükmü birlikte vermeye çalışalım Karagözün varlığını, yokluğunu hars noktai nazarından layık olduğu ehemmiyetle düşünürsek onun fâni bir mevcut olmadığını kabul etmek daha makul olur. O şahsi yokluğuna rağmen remzî bir varlıkla asırlarca Türk ruhunda, Türk vicdanında yaşamış mâşeri bir mevcuttur. Böyle bir mevcut ise tecelli sırrına mazhar olurken hakiki ferd gibi ete, kemiğe ve sinire muhtac değildir. Buddha, İsa hatta Şekspir gibi mâşerî mevcudların şahsı daima münakaşa mevzuu olmuştur. Fakat bu yokluk iddiasından, bunların hiç birinin kıymeti ve ehemmiyeti azalmamıştır. Karagöz de renkli bir deve derisine bürünerek tecessüm ettiği zaman hakikatten daha canlı bir hayal şeklindedir. Ezelî ve ebedî bir hüviyettir. Türk, Karagözü bulmamış, almamış onu dehasından yaratmış ve ona kendi özünden ölmez bir can vermiştir. Onu bir fanî zannetmek, ona bir mezar düşünmek onu küçültmek, onu öldürmektir.” TRT Belgesel Kanalında Yayınlanan Belgeselimiz İslam dünyasında bu oyuna zıll-i hayâl hayal gölgesi, hayâl-el sitare perde hayâli gibi adlar verilmiştir. Bazı islam tasavvufçularının eserlerinde hayâl sahnesi Dünya’ya, insanlar ve diğer varlıklar perdedeki geçici hayallere benzetilmiş, oyundaki hayaller nasıl perde arkasındaki sanatçı tarafından oynatılıyorsa, evrendeki varlıkları da görünmeyen bir yaratıcının hareket ettirdiği anlatılmıştır. 16. yüzyılda hayâl oyununun yaygınlığını ve Osmanlı eğlence sanatlarının başlıcalarından olduğunu gösteren pek çok belge vardır. Şeyhülislam Ebussuut Efendi’nin 1490-1574 hayâl oyununu ibret gözüyle seyretmenin cezayı gerektirmeyeceği yolundaki fetvası bunların en önemlisidir. Ebussuut Efendi; Rayetu hayâl al-zılli ekbera ibrâtın Limen huva fi ilmil-hakikatı râkı Şuhusun ve eşbahun temerru ve tankadî Vatefna serian vel-muhariku bakî. Gerçek biliminde yükselmek isteyenler için gölge oyununda büyük ibretler olduğunu gördüm. Kişiler, kalıplar gölge gibi gelip geçiyor ve çabucak yok oluyor, onları oynatan ise durucu kalıyor demiştir. 17. yüzyılda belgeler daha da çoğalmaktadır. Evliya Çelebi, Naima gibi yerli yazarların eserlerinden ve o çağda İstanbul’da bulunmuş Avrupalıların anı ve gezi kitaplarından öğrenildiğine göre ramazan ayında kahvehanelerde, başka zamanlarda da evlenme, doğum, sünnet düğünü vs. dolayısıyla saray, konak ve evlerde yapılan şenliklerde oynatılan bu oyunlar Osmanlı toplumunun belli başlı eğlencelerinden biriydi. 19. yüzyılda da yine sarayın ve halk toplantılarının gözde eğlencelerinden olan olduğunu yerli ve yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. Söz konusu yerli kaynaklara göre, II. Mahmut devrinde şehzadelerin sünnet düğününde geceleri on bir ayrı yerde Karagöz oynatılmıştır. Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazı Karagöz sanatçıları Mızıkayı Hümayun himayesine alınmışlardır. Bu dönemde yetişen karagöz sanatçılarının kimisinin tekkelerden Şeyh Fehmi efendi, Müştak Baba, kimisinin medreseden Darphaneli Hafız efendi, Hafız Mehmet efendi. Kimisinin Enderundan Enderunlu Hakkı bey, Enderunlu Tevfik efendi, kimisinin katiplikten Katip Salih efendi, kimisinin cerrahlıktan Cerrah Salih efendi, pek çoğunun da esnaflıktan Yorgancı Abdullah Efendi, Püskülcü Hüsnü Efendi, Kantarcı Hakkı Efendi, Hamamcı Süleyman Efendi, Yemenici Andon Efendi, Çilingir Ohannes Efendi olduğu görülür. Esnek yapısı itibariyle doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olan Karagöz perdesi, zamanının en önemli toplumsal yergi vasıtasıydı. Halkın beğenmediği hükümet kararlarını eleştirdiği ve kamuoyunu temsil ettiği dönemler vardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Karagöz sanatçıları devlet ileri gelenlerinden bazılarının hırsızlığını, rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar çok keskin bulunmuş, oyunlar yasaklanmış, devlet ileri gelenlerinin perdeye yansıtılmaları ağır cezalara bağlanmış, bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan, kaba saba bir güldürü durumuna düşmüştür. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bir süre daha yaşayan Karagöz, zaman içinde tiyatronun, sinemanın daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle tamamen etkisini kaybetmiştir. Ancak Karagöz oyunlarının etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanındaki gelişmeler olmamıştır. 17. yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yirminci yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamış, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli özelliği olan doğaçlama geleneği terkedilmiş bunun yerini batı tiyatrolarında olduğu gibi yazılı metinler almıştır. Yazılı metne bağlı kalarak oynatılan Karagöz oyunları, yeni oyunlar yazılamadığı için çağa ve insanların kültürel gelişimlerine ayak uyduramamış, eskiden oynatılan oyunların aynısının tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanların ilgisini çekmez olmuştur. Ancak doğaçlama geleneğine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden olduğu gibi saygın ve yaygın bir duruma gelebilecektir, aksi takdirde önümüzdeki on yıllar içinde Karagöz sanatımız tarih kitaplarının arasında kalıp yok olmaya yazık ki günümüzde artık sadece bir avuç gönüllü tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır…. Umuyoruz ki devletimiz kültür politikalarını yeniden gözden geçirir ve ölmek üzere olan Karagöz sanatımızın yaşaması için gerekli yasal düzenlemeleri yapar. 1Geleneksel Türk Tiyatrosu . And..İnkilap Kitabevi 1985 2Bedâyi-el-Zuhûr fi Vakaayi-el-Dühûr İbni İlyas Kahire 1311 s 125-134 3Karagöz Cevdet Kudret Bilgi Yayınevi 1970 Cilt 3 s 543 SummaryReview Date2014-07-31Reviewed ItemKaragöz oyunları tarihçesiAuthor Rating5
Çocuklara Karagöz ve Hacivat KonuşmalarıKaragöz ve Hacivat Okur YazarlıkHacivat, Karagöz’e yetişir.HACİVAT – Uğurlar olsun Karagöz’üm! Ben de dükkânıma gidiyordum, birlikte – Birlikte yün – Ne yün yemesi canım, yani beraber – Hangi berbere Karagöz ve Hacivat Bilgi Dağarcığı Konuşmasıİki arkadaş beraber yürüyorlar.HACİVAT – Karagöz’üm yüzyıllardır herkesi güldürürsün ama senin yüzünün güldüğünü ben pek kolay kolay – Köftehor, benim gibi bir gün iş bulur, üç gün işsiz kalırsan sen de gülmezsin!HACİVAT – Canım h Türk kültür tarihinin en önemli figürlerinden olan Karagöz ve Hacivat’ın komik konuşmalarından bir bölüm;Telefon İşiKaragöz, Arkadaşının Dükkânına GelmiştirHACİVAT – Aman Efendim, canım efendim, hoş geldin safa geldin!KARAGÖZ – Hoş bulduk Hacı Cavcav!…HACİVAT – Ne o, gözlerin açılmıyor? Hasta mısın Çocuklara Karagöz ve Hacivat Konuşmalarıİş HastalığıHacivat, Karagöz’ün odasına gelmiştir.HACİVAT – Aman Karagöz’üm, büyük geçmiş olsun!KARAGÖZ – Sağolasın Hacı Cavcav, hoş geldin!HACİVAT – Efendim iş seyahatimden döner dönmez hastalanıp yattığını öğrendim. Hemen ziyaretine – Z Karagöz ve Hacivat İşkembe Peşinde KonuşmasıHacivat, arkadaşını görmek için onun bahçesine gelmiştir.HACİVAT – Karagöz’üm merhaba, merhaba!…KARAGÖZ – Buraya da mı geldin sivri sakallı baba!HACİVAT – Efendim bahçede olduğunu söylediler de geçerken arkadaşımı bir göreyim dedimKARAGÖZ – Köftehor sen ben Bahçevan İşiKaragöz ile Hacivatın komik bahçıvanlık bir parkın yanından – Söylenir. Aaaaa, parkta oturan şu adam da Karagöz’e benziyor. Üstünde de mavi bir tulum var. Seslenir. Karagöz!…KARAGÖZ – Adımımı öğreniyorsun?HACİVAT – Değil efendim, birden tanıyamadım d Hacivat ile Karagöz komik konuşmalarından kısa bir konuşma..Karagöz Hacivat Alfabeyi Sökmek Konuşmasıİki arkadaş yürüyorlar.HACİVAT – Eeee, görüşmeyeli nasılsın Karagöz’üm?KARAGÖZ – Köftehor, her gün görüşüyoruz ya!…HACİVAT – Canım lafın gelişi öyle denir. Yani dünden beri nasılsın, neler yapıyo Karagöz ve Hacivat Mektup Örneği Konuşmasıİki arkadaş yürüyorlar.HACİVAT – Hoş geldin sevgili Karagöz’üm!KARAGÖZ – Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!HACİVAT – Nereden gelip, nereye gidiyorsun bakalım?KARAGÖZ – Bir yere gittiğim yok da, oğlumla kaç saattir okuma-yama çalıştık… Biraz gezeyim
Karagöz ve Hacivat Kimdir, Hacivat ve Karagöz’ün Hayatı Kısaca Karagöz ile Hacivat oyunun bir diğer adı gölge oyunudur. Asıl kahramanlar olan Karagöz ve Hacivat başta olmak üzere tüm kahramanların gölgesi beyaz bir perde üzerine yansıtılarak oyun izleyicilere sunulur. Karagöz oynatan kişiye Hayalci adı verilir. Oyunun ortaya çıkışı ile ilgili hikâye rivayetlere dayanmaktadır. Anlatılanlara Göre Karagöz ve Hacivat Orhan Gazi zamanında Bursa’da bir camii inşaatında çalışan iki işçidir. Biri duvarcı, biri sıvacı ustasıdır. Bu iki şahsiyet kendileri çalışmadıkları gibi başkalarının çalışmasına da engel olmaktadır. Bu sebeple cami inşaatı zamanında tamamlanamaz ve bu durumdan Karagöz ve Hacivat sorumlu tutulur. İki isim caminin yetiştirilememesi sebebiyle idam edilmiştir. Onların ölümüne çok üzülen Şeyh Küşteri, onların kuklalarını yaparak bir perde arkasında oynatmaya başlar. Karagöz oyununun bu şekilde ortaya çıktığı anlatılmaktadır. Karagöz ve Hacivat Nasıl Ortaya Çıkmıştır Hakkında Görüşlerinizi Aşağıdan Hemen Paylaşabilirsiniz
Karagöz ve Hacivat’ın Özellikleri Nelerdir, Karagöz ve Hacivat Özellikleri Hakkında Bilgi Kısaca Asıl adının Hacı İvaz olduğu rivayet edilen Hacivat dünya düzenini simgeler ve herkesin kişiliğine göre davranan biridir. Kendi menfaatlerini korur ve perdeye gelen herkesin işlerini kolaylaştıracak şeyler yapmıştır. Kurnazlıklar yapar ve Karagöz’ün sırtından geçinmek için elinden geleni yapar. Azcık okumuşluğu olduğu için sık sık yabancı sözcükler kullanır ve böyle konuşmayı sever. Perdedeki haliyle Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kahya Hacivat, Kadın Hacivat gibi şekillerde gösterilmiştir. Bu oyunun başrolü olan Karagöz okumamış, cahil bir adamdır. Hacivat’ın kullanmayı sevdiği yabancı kelimeleri anlamaz, anlasa bile Hacivat ile dalga geçmeyi sevdiği için anladığını belli etmeyen, Hacivat’ın sözlerine farklı anlamlar yükleyen bir rol üstlenir. Her aklına geleni söylemesi ve açık sözlülüğü nedeniyle başı beladan kurtulmayan Karagöz her işe burnunu sokar, sokağa laf atar, her şeye karışır. Genelde geçim ile ilgili bir sıkıntı halindedir ve Hacivat’ın ona verdiği işlerde çalışır. Başındaki şapkasının adı ise ışkırlaktır.
Karagöz oyunları dört bölümden oluşur. Karagöz oyununda kullanılan Tef Karagöz oyununda kullanılan Nareke 1Mukaddime Giriş Oyundan önce perdenin ortasına konan göstermelik, nâreke kamıştan yapılmış bir çeşit düdük – sağdaki resim zırıltısı ve tef velvelesi ile kaldırılır. Göstermelik oyun hakkında fikir veren bir tasvir olabileceği gibi oyun ile ilgisiz bir tasvir de olabilir. Göstermelik konmasının amacı seyircinin oyuna odaklanmasını sağlamak ve oyunun başladığını belirtmektir. Göstermelik kaldırıldıktan sonra Hacivat şarkısını söyleyerek seyirciye göre sol taraftan perdeye gelir. Şarkısını bitirdikten sonra perde gazelini okur, perde gazeli de bittikten sonra seyirciyi selamlar ve Karagöz’ü perdeye getirebilmek için tegannî’ye tegannî kelimesi makam ile şarkı söyleme anlamına gelir, burada Hacivat’ın bir melodi ile ah bana bir eğlence medet diye seslenişi tegannî olarak adlandırılır başlar. Karagöz camdan uzanır ve Hacivat’a bağırmamasını söyler, Hacivat’ın bağırmaya devam etmesi üzerine kafası kızan Karagöz aşağı atlar ve Hacivat ile kavga ederler. Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yerde yatar vaziyette iken Hacivat’a söylenir. Sonunda “bir daha gel bak ben sana neler yaparım” der demez Hacivat gelir. Hacivat’ın gelmesiyle Mukaddime biter, Muhavere başlar. Limon Ağacı Göstermelik Antalya kolejinde gösteri sonrası öğrencilerle birlikte hatıra fotoğrafı 2Muhavere Söyleşi, atışma Muhavere asıl oyunun konusuyla ilgili değildir. Bu bölüm Karagöz’ün yabancı sözcükleri kullanarak konuşan Hacivat’ı yanlış anlaması ya da yanlış anlar görünmesi, böylece ortaya türlü cinaslar ve nükteler çıkmasıyla sürer gider. Eğer oyun uzatılmak istenirse muhavereden sonra istenirse bir de “Ara Muhaveresi“ oynatılır. Ara muhaveresinde klasik muhaverelerden farklı olarak karagöz ve Hacivat’ın yanı sıra daha farklı tipler de oyun katılabilir. Muhavereler her konuya açıktır, önceden bilinen bir muhaverenin içine günlük olaylar sokulabileceği gibi, günlük olayları şakacı bir dille eleştiren doğaçlama muhaverelerde olabilir. Karagöz oyunlarında doğaçlamaya en uygun bölüm muhavere bölümüdür. Ferhat ile Şirin, Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun gibi klasik oyunların fasıl bölümleri güncel olayların işlenmesine çok fazla müsait olmamasına karşın, bu oyunların muhavere bölümleri her tür konunun işlenmesine Karagöz oynatan ustanın maharetine ve kültürüne bağlıdır. Bu yüzden Karagöz oynatacak kişinin dağarcığının zengin olması gerekir. Derslerinizde kullanabileceğiniz Karagöz konulu video dosyasını indirmek için aşağıdaki linke tıklayınız. Eskiden Karagöz ustaları televizyonun, radyonun, gazetenin olmadığı çağlarda Karagöz oyunlarının içinde siyasal taşlamalar yapar ve kamuoyunun sesini temsil ederlerdi. Karagöz perdesinde siyasi olayların canlandırılması Padişah 2. Abdulhamit döneminde ağır cezalara bağlanmıştır. Bu karardan sonra Karagöz oyunları sürekli olarak aynı oyunların ezberlenip oynatıldığı, hiçbir çekiciliği olmayan sıradan bir oyun olup çıkmıştır. Büyük tulüat doğaçlama ustası İsmail Dümbüllü’nün “Seyircinin kararı kesindir, temyize gitmez” dediği gibi ilginçliği kalmayan Karagöz oyunları seyircinin ilgisini çekmez olmuştur. Karagöz oyunlarının ilgi çeker bir duruma gelebilmesi ancak eskiden olduğu gibi güncel olayların mizahî bir dille perdeye aktarılması ile mümkün olabilir. Evliya Çelebi’nin çok övdüğü Hayâlî Kör Hasanzade Mehmet Çelebi’nin akşamdan sabaha dek değişik taklitler yapıp herkesi hayretler içinde bıraktığı, 18. yüzyıl sonlarında yetişen Kasımpaşalı Hafız’ın da gece sabaha kadar sadece Hacivat ile Karagöz’ü oynatıp konuşturduğu, dinleyenlerin çatlamak derecesine geldiği ve vaktin nasıl geçtiğini fark etmedikleri biliniyor. 18. yüzyıl sonlarında yetişen hayal küpü Emin Ağa’nın bir söylediği muhavereyi bir daha söylemez diye şöhreti vardır. Muhavere bölümü kafası kızan Karagöz’den dayak yiyen Hacivat’ın kaçması, yalnız kalan Karagöz’ün Sen gidersin beni buraya mıhlamazlar, pamuk ipliğiyle hiç bağlamazlar, ben de çeker gider köşe pencereme otururum bakalım burada ne oyunlar oynanır diyerek çıkması ile sona erer. Geleneksel Türk Tiyatrosu konusunu duayeni sayılan Prof. Metin And “Karagözde Muhavere” adlı makalesinde bilinen muhavere adlarını şöyle sıralıyor; “Karagöz üzerine birer kitap yazmış olan Selim Nüzhet Gerçek, ve Nurullah Tilgen muhaverelerin belli başlılarının adlarını vermişler fakat bunların konularını açıklamamışlardır. Selim Nüzhet Gerçek şu adları vermiştir Akıl, babam öldü, bekçi, bilmece, çamaşır ipi, çevre, gel geç, hasta, hayır hiç, iftar, isim değiştirme, kul, külbastı, masana, mektup, musiki, nasihat, nazire, rüya, seyahat, turşu, yazma, zurna. Nurullah Tilgen’in kitabında yer alan muhavere adları sayıca daha kabarıktır. İşte şu muhavere adları yer almıştır Ağalık, akıl, Arap köle, asma, ayrılık, babam öldü, bekçi, bilmece, ciğerci, çamaşır, çevre, doktorluk, düğün, emanet para, esas hayal, gel geç, Hacivat’ın kızı, ham hum, hasan efendi, havuz, hayır hiç, iftar, iktisat, itibar, kayık, kul, külbastı, Kütahya, mangiz, masana, Meddah, mektep, muayene, musiki, nasihat, nazire, ölüm, rüya, saat, sahte hasta, Sarıyer, seyahat, turşu, üç güller, yağlı börek, yalan, yazma, turna.” Makalenin tamamını Makaleler sayfasında okuyabilirsiniz. Yaptığım bir gösteri sırasında seyirciler karagöz ile birlikte oynuyorlar 3Fasıl Bir öykünün anlatıldığı asıl oyun Bu bölümde bildiğimiz tiyatro oyunları gibi baştan sona bir oyun oynanır, oyunun akışına göre kendi kılık ve şiveleri ile Zenne, Çelebi, Tuzsuz Deli Bekir, Beberuhi, Tiryaki, Frenk,Yahudi, Acem, Matiz gibi değişik tipler girip çıkarlar. Elbette ki başrollerde her zaman karagöz ile Hacivat vardır. Karagöz ustası oyunun akışına göre bu tipleri azaltıp çoğaltabilir. Bazı oyunlarda Karagöz ve Hacivat’da oyunun akışına göre değişik kılıklarda perdeye gelip rollerini yaparlar. Örneğin Karagöz’ün gelin olması oyununda Karagöz gelin kılığı ile oyuna katılır ya da cazular oyununda Karagöz cinler tarafından çarpılıp eşek haline gelir, Karagöz’ün ağalığı oyununda Hacivat kahya olur , salıncak oyununda ise Karagöz tarafından tanınmamak için kadın kılığına girer. Bazı kaynaklarda Kâr-ı Kadîm klasik, eskiden kalma, ya da Nev İcad yeni olarak nitelendirilen bazı oyunlar günümüze kadar gelerek klasikleşmiştir. Bu oyunlar yaklaşık kırk tanedir; Aptal Bekçi, Bahçe, Balık, Bursalı Leyla, Büyük Evlenme, Cambazlar, Cazular, Cincilik, Eczane, Ferhat İle Şirin, Hain Kahya, Hamam, Hekimlik, Kagıthane Safası, Kanlı Kavak, Kanlı Nigar, Karagözün Agalıgı, Karagözün Aşcılıgı, Karagözün Bakkallıgı, Karagözün Gelin Olması, Karagözün Şairligi, Kırgınlar, Kütahya Çeşmesi, Leyla İle Mecnun, Mal Çıkarma, Mandıra Safası, Meyhane, Orman, Ortaklar, Ödüllü, Sahte Esirci, Salıncak, Sünnet, Tahir İle Zühre, Tahmis, Tımarhane, Yalova Safası, Yazıcı. 4Bitiş Fasıl bölümü sona erdikten sonra Karagöz ile Hacivat perdeye gelirler eğer rol gereği perdede farklı bir kıyafet ile görünüyorlarsa perdeden çıkıp normal kıyafetleri ile gelirler. Karagöz oyunlarının klasik bir bitişi vardır. Fasıl bölümü bittikten sonra perdeye seyirciyi eğlendirmek için şarkı veya türkü eşliğinde bir tipleme gelir, eskiden dansöz ya da köçek çıkarmış ancak bu tipleme günümüze uyarlanarak tanınmış bir şarkıcı ya da türkücü vs. olabilir. Eğlendirici tipleme de çıktıktan sonra Hacivat “aman Karagözüm nedir bu işler” der, karagöz ise “kafanı kırsın geyiklerle keşişler” deyip Hacivata tokat atar. Bunun üzerine Hacivat “yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim hemann” der ve seyirciyi selamlayarak çıkar. Karagöz’de “her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola, ehh Hacivat bir dahaki oyunda yakan elime geçerse vayyy haline” der ve seyirciyi selamlayarak çıkar. Perde arkasındaki ışığın sönmesiyle oyun sona erer. Karagöz oyunlarında bölümler değiştirilebilir, yani A muhaveresi ile D fasılı, bir başka gün bir başka muhavere ile bir başka fasıl bir araya getirilebilir, yani farklı bölümler legolar gibi farklı şekillerde bir araya getirilebilirler ve yeni bir oyun oluşturulabilir.
hacivat ve karagöz bilgi dağarcığı