🦁 Hollanda Giethoorn Köyü Ev Fiyatları

Hollanda’da Overijssel eyaletinde bulunan Giethoorn’un ünü 1958 yılında Hollandalı film yapımcısı Bert Haanstra’nın Fanfare filmini bu köyde çekmiş olmasından ileri gelir. Nufusu 3 bin civari olan köyü fantastik kılan kuşkusuz kanalları, köprüleri ve mink evleri. Çünkü bu şirin köyde tek yol bisiklet yolu. Hollanda’nın üç ünlü köyünden biri olan Giethoorn aynı zamanda “Hobbit köyü” olarak da anılıyor. Diğer köylerden biri olan Volendam “balıkçılar köyü” olarak anılırken bir diğeri Zaanse Schans ise “değirmenler köyü” olarak anılmakta. Berlin’den sonra Amsterdam’a gitmeden hemen önce programımızda "Hollanda'nın Venedik"i olarak nitelendirilen Giethoorn köyü, Orta Çağ'dan kalma tarihi dokusu ve kanallarıyla Venedik'i andırıyor. Uluslararasıveya yurtiçi evden eve nakliyat, eşya depolama hizmetleri konusunda her eşyaya ihtiyaca uygun akılcı çözümlerimiz bulunmaktadır. Utr ailesi olarak uluslararası taşınmalarınızda ihtiyaç duyduğunuz hizmetleri vermek için kurucularımızın yıllardır vermiş olduğu güler yüzlü sorunsuz kaliteli hizmet Hakkındamakale Giorgione'nin Hollanda'daki rüya köyü yüksek kaliteli görüntüler ve teaserlar Gitvern, geçmişte özel bir yaya şehriydi ve arabaların bu rüya köyünde araç kullanmasına izin verilmedi. Köy, özellikle 1958'den sonra Hollanda'da "Kuzey'in Venedik'i" veya "Hollanda'nın Venedik'i" olarak adlandırıldı. Giethoornda Yapılacak Şeyler 1. Köyü botla ya da bisikletle turlayın. Aslına bakarsanız burada yapacak çok birşey yok. Sadece doğanın ve sessizliğin tadını çıkarın. Bunu köyü turlayarak ya da kaldığınız evin penceresinden bakarak yapabilirsiniz. Gezerken burada hala insanların yaşadığını unutmayın. SatılıkMüstakil Ev ilanları ile ilgili aradığınız tüm bilgiler, Zingat.com'da! Uygun fiyat için tıklayın. kEMqZpp. Yıllar önce tesadüfen görmüştüm Giethoorn fotoğraflarını. Şirinler Köyü'nün daha yeşil ve kanallarla çevrili hali mi desem, cennetten bir köşe diye mi betimlesem bilmiyorum. Gerçekten güzel bir masaldan çıkıp dünyaya düşmüş gibi bu güzel Hollanda köyü. Bir Melerence klasiği olarak, harita ile başlayalım. Sol altta bulunan Amsterdam'a bakarak daha iyi çıkarabilirsiniz Giethoorn'un yerini. Bildiğim kadarıyla aktarmalı bir yolculuk ile tren kullanarak da ulaşabiliyorsunuz buraya; lakin kişisel aracınızla gelirseniz çok daha rahat ve güzel olur, zira yol boyunca göreceğiniz manzara cennetten farksız. Özellikle hava güzel, pencereden görünen manzara böyle huzurlu ise, yapmayı en sevdiğim bu rüzgarda el yüzdürmece. Küçük, gösterişsiz, huzur dolu anlar içinde kayboluyor, manolyalarla çevrili yollardan geçerek Giethoorn'a uzanıyoruz. Canımcığım Giethoorn'a yakın bir bölgede yaşadığı için 40 dakika gibi bir sürede görüyoruz tabelaları. İçimde müthiş bir heyecan var, "Öylesi masal fotoğraflar hakikaten gerçek olabilir mi?" sorusu var aklımda. Vee... Giethoorn ile ilk tanışmamız böyle oluyor. Kalp! Burayı dünya güzeli müstakil evlerle donatılmış, evler arasında sadece yürüyüş/bisiklet yolu ve kanallar bulunan yemyeşil bir kasaba olarak tanımlayabiliriz. Evler, ağaçlar sakin suların üzerine yansıyor. Her yere dokunmak, bu güzelliğin gerçek olduğuna inanmak istiyor insan. İster köy ister şehir olsun, Hollanda'nın dört bir yanında görüyorsunuz bu güzel ördekleri. Klasik bir mahalledeki ufak gölde, kanallarda, hatta parklarda; oldukça normal bir görüntü bu Hollanda için. İnsanın hayatında nadirdir "gözlerine inanamadığı" anlar, bu da onlardan biri sanırım. Biraz etrafa bakınıp her şeyin gerçek olduğuna inandıktan sonra, bu tahta köprüden geçerek kasabanın içine dalıyoruz. Dar, yemyeşil, rüya evlerle çevrili yollar bizi bekliyor. Tamam, biraz gerildim geçerken ne olmuş. Önceki yazılarda da bahsettiğim gibi manolyaları çok seviyorum, ki bu çiçekle beni tanıştıran da Hollanda'dır. Yine güzel bir bahar, dört bir yan mis kokulu manolyalarla çevrili, bu esnada Melerence mutluluktan uçmuş durumda. En çok bu evi beğendik, talibiz. Biz Giethoorn'a hafta içi bir günde gittiğimiz için klasik ıssız Hollanda kasabası vardı karşımızda. Arada bir evlerinden bahçeye çıkan, göle doğru yürüyüş yapan birkaç kişi dışında çok insan görmedik köyün içinde. Ama özellikle hafta sonu ve köy merkezinde daha sosyal alanlar bulmak da mümkün. Bizim ağzı açık gezdiğimiz bir yerde "yaşayan" ailenin oraya buraya koşturan pek sevimli köpeği... Hollanda'nın yemyeşil bir köyünde görülebilecek en güzel görüntü, pencere önüne konulmuş kırmızı laleler olurdu herhalde. Bu arada Hollanda'da çoğu markette marketlerde çiçek satılıyor 2 demet lale 5 Euro gibi güzel bir fiyata alınabiliyor. Buyurun ülkeyi sevmek için bir sebep daha. Keyif konusunu abartan bir Dutch hanesi. Hiç beklenmedik anda, hiç beklenmedik hayvanlar görebilirsiniz Hollanda'da. Nasıl desem, "halktan" olup ve bununla gurur duyup, aynı zamanda psikolojik "üst" yaşıyor çoğu insan burada. Tüm köy boyunca evler böyle ufak köprülerle birbirine bağlı. Ama dilerseniz merkeze doğru göreceğiniz yerlerde bot kiralama platformları da var. Böylece kanalları kendi botunuzla da gezebiliyorsunuz; fakat yürümesi de ayrı bir tat doğrusu. Çiçeklere, köprülere dokunabilmek çok güzel. Melerence akşam güneşini pek sever; lakin buraya ayrı bir yakışıyor. Hollanda sokaklarında sahipsiz kedi görmek imkansız. Sokaklarda kedi-köpek yok başıboş gezen. Bu zarif şahsiyet bir evin bahçesinden miyavlıyor bize, az sonra yanımıza gelip kendini sevdiriyor, ayrı bir huzur verip gidiyor. Bu güzellik ise biraz daha ileride çıkıyor karşımıza, yine bir evin kedisi büyük ihtimalle. Zaten "kaçan kedi" görmeniz de zor bu yüzden burada. Belli ana bölgelerde asfalt yollar var; köyleri keşfetmek için buralarda arabanızdan kurtulmanız gerekiyor. Köyün doğu-batı kısımlarını keşfetmeyi de unutmayın. İlk turu atıp rahatladıktan sonra, Hollandalı bir kadına 'nereye gidelim ne yapalım' diye sorduk. Hemen hemen tüm Hollandalılar gibi çok tatlı ve ilgiliydi; kafe-restoranların olduğu kısma gitmemizi önerdi en çok. Sudaki ördeklere dikkat, her yerdeler. Yağlı boya tablo gibi. Bir de yakından gördüğünüzü düşünün; tam anlamıyla "inanılmaz kareler" sizi bekliyor Giethoorn'da. Çekmekte geciktim biraz ama bu gördüğünüz kuğu, aslında bir kayık. Bir evin bahçesindeki kanala "park edilmiş" halde çok hoş bir görüntü veriyordu etrafa. En güzeli de gündelik bir yoldan geçerken gördüğün bembeyaz kuzular. Derken güneş batmaya başlıyor. Hollanda'da güneş çok güzel batar, bir de yağmur çok yakışır buralara; alışılandan bir başkadır hani. Mesela... Pek seviyorum gönlümüzün estiği yerde durup zaman geçirmeyi. Güneşin o güzel batışını izliyoruz Giethoorn çıkışı. Son olarak, özgürlük! Hollanda özellikle doğaseverleri özgür ve huzurlu hissettirecek olağanüstü güzellikleriyle, bambaşka bir tecrübe olan "yeni hisler yumağı" Giethoorn ile bize "iyi ki" dedirten bir yer olarak, "en sevdiğimiz yerler" listemize giriyor. Derken sayın okur, Giethoorn için sözlerimi toparlasam "Cennet ile ilgili kafamdaki çıtayı arttırdı." derim. Böyle bir huzur yok! Mükemmel bir yerdi. Ha bu arada şunu da belirtelim; ben bunu sessizlik, doğa, huzur seven biri olarak söylüyorum. Elbette köyde çeşitli restoranlar ve yakınlarda oteller de var; biraz sakinleşip huzur depolamak isteyen herkese... Yaşamanız dileğiyle. Görüşmek üzere, Melis MECLİSTEN DE RET GELDİ DENK partili vekiller Tunahan Kuzu ve Stephan van Baarle, "Giethoorn yüzbinlerce turist tarafından 'masal köyü' olarak ziyaret ediliyor, ancak Yılmaz ailesi için bu köy kabusa dönmüş. Aileye her türlü desteği vereceğimizi bildirdik" dedi. Stephan van Baarle, salı günü mecliste acil oturum talebinde bulundu fakat çoğunluğun desteğini alamadı. SALDIRILARIN HEDEFİ OLDU ON yıldır Giethoorn'da yaşayan Gaziantepli Hatice Yılmaz 49, son iki yıldır ırkçı saldırıların hedefi olmuştu. Yılmaz, "Köye ilk geldiğimde çorbamı kapı komşularımla paylaştım. Şimdi o komşular beni dışlıyor. Gece de evi ateşe verirler korkusu ile uyuyamıyorum. Tüm saldırılar güvenlik kamerasınca kaydedildi" demişti. Yalçin ÇAKIR / LAHEY İnternette Hollanda diye aradığınızda, Amsterdam kanalları ile birlikte en çok göreceğiniz Giethoorn fotoğrafları olacaktır. İlk gözünüze çarpacak şey fotoğraflarda hiç araba olmaması olacak. Gerçekten de araç girişi belli bir noktadan sonra yasak. Ulaşım için sadece bot ya da bisiklet kullanabilirsiniz. Tabi her zaman yürümek de bir çözüm. İkinci önemli nokta ise ortamın adeta Yüzüklerin Efendisi setinden fırlamış gibi görünmesi olacak. İlk gittiğimizde kendimizi Shire – Baggins diye kapı kapı dolaşırken bulduk. Tarih Giethoorn , bataklık kömürü turba olarak bilinen bir bitkinin toplayıcılığı ile geçinen oldukça küçük bir köy. Bugün gördüğünüz tüm göl ve kanallar bu bitki toplandıkça ortaya çıkmış. Yani herşey tamamen insan yapımı. Ancaaak, 1958 yılında Fanfare isimli filmde set olarak kullanılmasıyla bir anda talih köylülerin yüzüne gülmüş. Film hala Hollanda’da en çok hasılat yapan 2. film. Bu sayede ülke çapında bir Giethoorn turizmi başlamış. Instagram çağının başlamasıyla birlikteyse, köy global bir fenomene dönüşmüş durumda. Özellikle Çin’de büyük bir fenomen olan bu köy yılda 150-200 bin Çinli turist ağırlamakta. Bataklık kömürü Ulaşım Giethoorn’a toplu taşıma ile ulaşım için tek alternatifiniz bulunuyor. Amsterdam Centraal istasyonundan başlayacağınız yolculuk bir tren ve bir otobüs aktarması sonucu yaklaşık 2 saatinizi alacak. Hollanda trenlerine çok güven olmayacağı konusunda uyaralım ve sizi güncel rota bilgisine alalım. Arabanız olması durumunda saat ve 120 km süren bir yolculuk sonunda Giethoorn’a ulaşabilirsiniz. Aracınızı, bu ücretsiz otoparka bırakıp dilediğiniz gibi uzun uzun gezebilirsiniz. Aktiviteler Şehre doğru ilerlerken sizi tekne kiralayanlar karşılayacak. Burada 2 seçenek bulunuyor. Birincisi kendi kullanabileceğiniz tekneler. 5 veya daha fazla kişilik bir grupsanız kendi teknenizi kiralamak daha ucuz bir çözüm haline geliyor. Kira ücreti saatlik 35 €’dan başlıyor -bir saat fazlasıyla yeterli. Tekneleri kullanabilmek için otomobil ehliyetiniz olması yeterli. Mantık çünkü hemen hemen aynı. İkinci seçenek ise büyük tur tekneleri -büyük dediğimize bakmayın 40-50 kişilik botlar bunlar. Yaklaşık bir saat süren bu tur boyunca, kaptan size köyün tarihi ile ilgili bilgiler verecek. Tura katılmak isterseniz ise kişi başı € ödemeniz gerekiyor. Bu ücrete bir bardak çay/kahve de dahil. Her iki seçenek de başladığınız noktada bitecek. Sonrasında şehre doğru yürümeye başlayabilirsiniz. Yol üzerinde yerel peynir tadımı yapabileceğiniz dükkanlar, restoranlar göreceksiniz. Çekinmeden hepsini deneyebilirsiniz. Giethoorn gezilerimizde, köyde yer alan neredeyse tüm restoranları denedik. Aşağıda bahsedeceklerimiz dışındakilerin tamamı benzer tipte yiyecekleri servis ediyor ve kalite oldukça yeterli seviyede. Dilerseniz şehrin girişinde bisiklet kiralayıp yola o şekilde de devam edebilirsiniz. Ancak gerek yolların darlığı gerekse turist kalabalığında bu seçenek çok verimli olmuyor. Yürüyüşünüze devam ettiğinizde az önce tekne ile geçtiğiniz bölgeye ulaşacaksınız. Hemen girişte Giethoorn Müzesi’ni göreceksiniz. Vaktiniz varsa bir şans verebilirsiniz. Bundan sonrası şehirde yer alan 150’den fazla köprüyü tek tek gezmek, hediyelik eşya mağazalarını incelemek kalan seçenekleriniz. Konaklama Şehirde birkaç saat geçirmenin yeterli olacağını düşünüyoruz. Ama gecesini de göreyim diyorsanız; köyde yer alan bir çok ev b&b konseptine dönüşmüş durumda. Tüm turistler gittikten sonra sessiz sakin hali de çok güzel oluyor. Hotel Pergola hemen köyün girişinde yer alıyor. Kısa bir yürüyüş sonrası köyün merkezine ulaşabiliyorsunuz. Arabalıysanız önünde kocaman otopark var. Zaten köye arabayla giriş olmadığı için herkes arabayı buraya bırakıyor. Kahvaltı dahil. Farklı bir konsept denemek isterseniz Hollanda’da en güzel alternatif bot evler. Giethoorn kanallarında konaklamak için önerimiz Bed-on-a-Boat. Kesinlikle çok farklı bir deneyim. Tavsiyemizdir. Kalabalık gruplar için Giethoorn Lodge çok iyi bir alternatif. Zira 9 kişi kalabiliyor. kişi başı fiyat çok uyguna geliyor. Son önerimiz de Hotel de Harmonie. Buranın da konumu çok iyi ve kahvaltı dahil. Yeme İçme Grand Cafe Fanfare Sokaklarda yürümekten yorulduğunuz anda karşınıza Grand Cafe Fanfare çıkacak. Çünkü tam olarak şehrin orta noktasında yer alıyor. Oldukça geniş bir menüleri bulunuyor. Yerel bir lezzet denemek isterseniz Ambachtelijke rundvlees bitterballen El yapımı dana etli kroket öneririz. Düğün, doğum günü gibi etkinlik kutlaması için yerel halk tarafından da çok tercih edilen bir mekan. O nedenle her an kendinizi bir partinin ortasında bulabilirsiniz. Ristorante Fratelli Köyün göbeğinde gerçek bir İtalyan restoranı keyfi yaşamak paha biçilemez bir keyif. Restoran Davide ve Salvatore adına iki Sicilyalı kardeş tarafından işletiliyor. Pizzası da makarnaları da oldukça kaliteli. Özellikle yemek sonrası bir kahvelerini içmenizi öneririz. Hollanda’da kaliteli kahve bulmak büyük problem. O yüzden İtalyan kahvesi bulmuşken içmemezlik etmeyin. Amsterdam merkezin yanı başındaki bir köye gidip kendinizi rüyada ya da küçüklüğümüzde hayalini kurduğumuz masallardaki o köyde bulmak ister misiniz? Cevabınız “Evet” ise işte sizler için masal köy Giethoorn gezi rehberimi… Giethoorn, Hollanda’nın Overijssel eyaletinde bir köy. Son yıllarda turistler tarafından keşfedilen ve ziyaret eden turist sayısında büyük bir artış yaşanan bu köy, adını ilk kez 1958 yılında çekilen ve Hollanda film tarihinin kilometre taşlarından birisi sayılan Fanfare’ isimli filmden sonra duyurmuş. Köy büyük bir göl kenarına kurulu. Küçük adalar, göletler ve sazlıklardan oluşuyor. 170’in üzerinde köprü ile birbirine bağlanmış adacıklara ulaşım köprü ve kayıklarla sağlanıyor. İşte tüm bu özellikleri ve muhteşem çiftlik evleriyle Giethoorn huzur bulacağınız bir köy. NASIL GİDİLİR? Giethoorn’a araçla, otobüsle veya Amsterdam merkezden kolaylıkla organize edeceğiniz günübirlik turlarla gidebilirsiniz. Köye giden yollar o kadar keyifli ki 1,5 saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yemyeşil yollar üzerinde yeri geliyor rüzgâr değirmenleri, yeri geliyor minik köy evleri eşlik ediyor yolculuğunuza. Ana yoldan kıvrılarak girdiğiniz köy yolunda ise otlayan hayvanları, rengârenk doğayı keyifle izlerken bir bakmışsınız Giethoorn’dasınız. NELER YAPILIR? Köyü detaylıca dolaşmak isterseniz kayık alternatifi daha mantıklı olabilir çünkü yürüyüş yaparken bazı köprüler özel mülke ait olduğundan geçiş yasak oluyor ve bazı bölgeleri merak ettiğiniz halde gezemiyorsunuz. Kayıkları kiralamak için son saat Turunuzu 1 saatte tamamlıyorsunuz ve saat sonrasında kanallarda dolaşan kayıklar sadece köy sakinlerine ait oluyor. Biz köyü ilk olarak motorlu bir kayıkla gezdik. Beklediğimin aksine kayığımızı görevliler kullanmadı. Bize kısaca nasıl kullanmamız gerektiğini anlattılar ve elimize basit bir harita verdiler. Biz de biraz şaşkın, biraz gergin ama oldukça meraklı şekilde kayığımızın kenarına sıkı sıkı tutunarak turumuza başladık. Evlerin arasında ilerledikçe belki ortamın verdiği huzurla belki de kayıkların birbirine ufak ufak sürtmeleri dışında bir tehlike olmadığını fark ettiğimizden bizdeki gerginlik bitti, keyifli dakikalarımız başladı. Köy içerisinde dolaşırken kanallar için belirlenmiş kuralların olduğunu fark ettik. Örneğin kanallar içerisinde trafik tek yönlü ilerliyor, geri dönüş yapamıyorsunuz. Geri dönmek için köyün arka kısmında yer alan göle bağlanıp köyün dışından dolaşmanız gerekiyor. Çocuklu aileler için ufak bir not; biz beş yaşındaki oğlumuz Efe ile bu turu yaptık. Rahatsız edici, tehlikeli bir durumla karşılaşmadık. Özellikle kayıkla gezdiğimiz kısmından büyük keyif aldı, zaman zaman minik direksiyonu köşesinden tutabilmek onu çok mutlu etti. KÖYÜN BİR BÖLÜMÜNÜ YÜRÜYÜŞ YAPARAK GEZEBİLİRSİNİZ Bahsettiğim gibi köprüler sizi minik adacıklara bağlıyor. Eğer bu adacıklarda tek bir ev var ve burası özel mülk ise o köprünün ortasında özel mülk, giriş yasak’ yazısını görüyorsunuz. Köy içerisinde belirlenen bir yürüyüş rotası var. Onun dışındaki alanlarda dolaşamıyorsunuz maalesef. Köprüleri geçemeseniz de oturduğunuz tahta bir bankta o meşhur kırmızı panjurlu evi’ izlemek bile yetiyor, emin olun. Tabi akıllarda o bilindik cümleler, insanlar bu evlerde yaşıyor’, insanın burada ömrü uzar’… Köy içerisindeki otellerde konaklayabilir, restoranlarda keyif yapabilirsiniz “Burada günübirlik bir tur bana yetmez, şu kanalın kenarında yeni güne merhaba demek” istiyorum diyorsanız eğer konaklayabileceğiniz butik oteller de var. Biz bir sonraki turumuzda kesinlikle bu alternatifi değerlendireceğiz. Kanallar içerisinde turumuzu atarken restoranları görmüştük ve öğle yemeğimizi yiyeceğimiz yeri zor da olsa seçmiştik. O kadar keyifli noktalarda o kadar güzel restoranlar var ki seçim yapmak gerçekten zor. GİETHOORN MÜZESİ’Nİ GEZEBİLİRSİNİZ Yıllar öncesindeki çiftlik evlerini ve çiftlik yaşamının detaylarını inceleyebileceğiniz Giethoorn Müzesi köyün merkezinde yer alıyor. Bu müzede belirli tarihlerde minik organizasyonlar yapılıyor, konserler veriliyor. Şanslıysanız böyle bir organizasyona denk gelebilirsiniz. Masal köy ile söyleyebileceklerim bu kadar, hissettiğim huzuru anlatmaya kelimeler yetmez. Bir gün yolunuz Amsterdam’a düşerse bu güzel köyü ziyaret etmeyi unutmayın… GİETHOORN’DA NEREDE KALINIR? Eğer Giethoorn merkez’de kalıp, sakinliğin ve huzurun tadını doyasıya yaşamak istiyorsanız, Vakantiehuis Gi Jo’da kalmalısınız. Burası, kafa dinlemek isteyenler için doğru adres. Hem konumu, hem konforu, hem de güzelliği ile her türlü beklentinizi karşılamaya yetiyor. Diğer yerlere göre biraz daha pahalı o kadar. Ama ödediğiniz paraya değeceğinden emin olabilirsiniz. TEKNE TURLARI Köprülerin birbirine bağladığı sokakları gezerken, kanallarda ilerleyen sandalları, kanoları ve küçük tekneleri izleyerek yolunuza devam ederken kendinizi iskelede bulacaksınız. İskelede, Giethoorn’un kanallarını toplu halde veya size özel olarak gezdirecek olan, küçük tekneleri, küçük feribotları, sandalları bulabilirsiniz. Uygun fiyatlı tur seçeneklerinden istediğinizi seçebilirsiniz. MÜZE GEZİSİ Giethoorn’un kanallarını, temiz ve güzel doğasını keşfetmek dışında, burada bulunan yerel müzeleri de ziyaret ederek, şaşırtıcı temalara şahit olabilirsiniz. İşte Giethoorn’da gezebileceğiniz müzeler… HET OLDE MAAT ULUS MÜZESİ Het Olde Maat Ulus, Giiethoorn’ un bir kaç yüzyıl öncesinden kalma koruma altına alınmış ve turistlerin ziyaretine açılmış özel bir çiftlik müzesi. Burada, yerel halkın geçmişte nasıl bir yaşam sürdüğü konusunda fikir edinebilirsiniz. Müzenin Pazartesi ve Cumartesi arasında ve Pazar günü sonra kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Bilet ücretleri ise, yetişkinler için 4 Avro, çocuklar için 1 Avro. OUDE AARDE MÜZESİ Bir başka ilginç müze de, doğal taş ve minerallerin bulunduğu geniş bir koleksiyonun yer aldığı Oude Aarde Müzesi. Yetişkin için 3,5 , çocuklar için Avro karşılığında burayı ziyaret edebilirsiniz. GİETHOORN’DA NE YENİR? Giethoorn’un en ünlü kafe ve restaurant’ı Fanfare. Burası Hollanda’da çevrilen bir film sonrasında ünlü olmuş. Günün her saati yoğunluk var. Burada, Hollanda ve diğer Avrupa mutfaklarından yemek seçeneklerinin bulunduğu geniş bir menü mevcut. Ayrıca, her gün farklı bir canlı müzik programı ile hizmet veriyor. Burada damak tadı, bizim kültürümüze göre biraz farklı. Fakat dana eti, tavuk eti ve balık mevcut. Fiyatlar ise diğer yerlere kıyasla daha yüksek. Et seviyorsanız Fanfare’ da biber soslu biftek yemeyi ihmal etmeyin. Meze çeşitleri ise pek damak tadıma uymadı diyebilirim Giethoorn’da Fanfare haricinde, bir pizzacı, buraya özgü börek ve turta çeşitleri bulunan bir gözleme evi ve restoranlar da var. Ayrıca günlük atıştırmalık ve hafif yiyecek ve içecek ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz SPAR isimli süpermarket bulunuyor. Kısacası şehir kalabalığından bir süre uzaklaşmak istiyor ve nereye gideceğiniz konusunda karar veremiyorsanız Geithoorn’a tam sizin için. Burada kalacağınız süre boyunca, sağlıklı ve sakin bir tatil geçirecek ve pişman olmayacağınızdan emin olabilirsiniz. Yaklaşık 2 bin 600 nüfuslu küçük bir köy olan Hollanda’nın Overijssel eyaletinde bulunan Giethoorn köyü son dönemlerde büyük ilgi görüyor. Adı keçi boynuzu anlamına gelen Giethoorn, her yıl yüz binlerce turisti ağırlamaya devam ediyor. Giethoorn’un kuruluşu ise 13. yüzyıla uzanıyor. Giethoorn sakinlerinin Orta Çağ’da, turba çıkarımı, hayvancılık, balıkçılık ile geçindiği bilinmekte. Günümüzde ise ulaşımın teknelerle gerçekleştiği köyde, Gieterse itfaiyesi oldukça modern bir yangın söndürücü tekneye sahip. Köyün bir kısmında da çöpler teknelerle toplanıyor. 0744 Son Güncelleme 0744 TAKİP ET Yaklaşık 2 bin 600 nüfuslu küçük bir köy olan Hollanda’nın Overijssel eyaletinde bulunan Giethoorn köyü son dönemlerde büyük ilgi görüyor. Çok sayıda su kanalı, göller, kemerli köprüler ve çiftlik adalarından oluşan köy, İtalya’nın Venedik kentine benzetiliyor. Araçla girilemeyen köyde ulaşım ise sadece küçük teknelerle ya da bisikletle sağlanabiliyor. Adı keçi boynuzu anlamına gelen Giethoorn, her yıl yüz binlerce turisti ağırlıyor. Giethoorn’un kuruluşu ise 13. yüzyıla uzanıyor. Giethoorn sakinlerinin Orta Çağ'da, turba çıkarımı, hayvancılık, balıkçılık ile geçindiği biliniyor. Çok fazla turba çıkarımı nedeniyle düzenli olarak su baskınlarının yaşandığı bir dönemde Giethoorn çevresinde göller oluştuğu ifade ediliyor. Köyde bulunan Gieterse Gölü köyün tek doğal gölü. Günümüzde ise ulaşımın teknelerle gerçekleştiği köyde, Gieterse itfaiyesi oldukça modern bir yangın söndürücü tekneye sahip. Köyün bir kısmında da çöpler teknelerle toplanıyor. Giethoorn yerli ve yabancı turistler için önemli bir cazibe merkezi haline geldi. Turistlerin akın ettiği köyde, yerli halk kanallarda oluşan trafik ve dar patika yollarındaki yoğunluktan şikayetçi. Birçok turist, köydeki evleri satın alma girişiminde bulunuyor. Giethoorn’un özellikle Çinli yatırımcıların ilgisini çekmesi bölgedeki yerli vatandaşlar tarafından tepki topluyor

hollanda giethoorn köyü ev fiyatları